Site icon İsnetus

Sünnet

namaz

Bir okuyucu mesajı…
niyeti bozuk olmayan ve sağduyu sahibi olan kişi, isnetus’u gayet güzel anlıyor, görüldüğü üzere:


doğru mu anladım bilmiyorum ama dinin zahiri boyutu ile alakalı görüşlerinizi okuduğumda sizin , dinde sadeleşmeye gitmek istediğinizi görüyorum.

dinde sadeleşmek derken , dini emirlerin sadece merkezde bulunan çekirdek kısmını alarak dinin, daha çok kişi tarafından uygulanabilinen pratik bir hale getirmeyi isteyişinizi kastediyorum.

bu mesajı da yasadığım birkaç tecrübeyi anlatarak sizi desteklediğimi bildirmek için yazıyorum.

bu umrede söyle bir şey yaşadım. Kâbe’de ramazanın son 10 gününde cemaatle kılınan bir gece namazı vardır ki epey yoğun bir namazdır. yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. bir gün ben kendimi çok yorgun hissettim, biraz dinlendim. gece namazına gidemedim. uyandıktan sonra Kâbe’ye gittim. baktım imsak vaktine biraz var; kısa surelerle son derece normal gece namazı kıldım ama nasıl utanıyorum, mahcubum anlatamam. herkes mis gibi namazını cemaatle kılmış ama ben hem uyumuşum. hem de mukayese dahi edilemeyecek ölçüde kısa bir namaz kılmışım ben bu hislerle otele gelip uyudum. bir rüya görmedim ama su nasihatle uyandım. sanki ben uyurken biri beni tembih etmişti. ” herkes yaptığı için yapılan ibadetin bir önemi yok. Allah sadece kendisi için yapılan ibadetten razı olur.”

mevzu ihlasa cikti.

bir de isin menfi yönü var. bugüne kadar hem sosyal hayatımda hem de ailemde ibadet hayati son derece güçlü olduğu , akıl almaz miktarlarda nafile ibadet yaptığı halde hayatı hem kendisine hem de çevresine zehir eden nice insan gördüm.

bir gün mübarek bir zata ; kuran kurslarında her türlü nafile ibadeti yapan, teheccüdü, zikri kuvvetli bir çok hoca gördüm ama bu hocalar ahlaki yönden son derece zayıf , geçimi zor insanlardı. ibadetleri neden ahlaklarına yansımıyor diye sorduğumda yine ayni cevabi verdi o zat : ihlas.

kilit nokta ; ihlas.

ihlası bakır hükmündeki amellerimizi altına çeviren iksir-i azam olarak görüyorum ben. ihlas , kulun rabbi ile irtibat halinde olmasıdır. ama ” sevgili günlük ” tadında kurulan bir irtibattan bahsetmiyorum. çok daha ciddi , dönüşü olan olan bir irtibat. kendi kendine konuşmaktan bahsetmiyorum , anlatabiliyor muyum. uğraşıp , didinerek , düşüp kalkarak , karamsarlığa kapılarak , umut ederek , yorularak, terleyerek kurulacak bir irtibattan bahsediyorum.

bu ifadeyi önemi ile beraber açmak , insanların dikkatini bu yöne çekmek işini Allah’ın izni ve yardımıyla siz yapabilirsiniz diye düşünüyorum. ama zaten anladığım kadarıyla sizin de yapmak istediğiniz insanların bu şuur sıçramasını yasamalarına vesile olmak.

farzları yaptığı takdirde efendimiz ‘in cennetle müjdelediği hadis mesela… şimdi cennetle müjdelenen kişi yalan söyler mi, insanlara hayvanlara eziyet eder mi, saygısızlık onun sıfatı olabilir mi…

demek ki hakki verilerek ,ihlas ile yapılırsa o emredilen farzlarla ; o farzlara paralel bir ahlak ve şuur gelişimi de vaat ediliyor . ha eğer , bu yapılan ibadet kendisinde böyle bir gelişime yol açmıyorsa demek ki ihlas noktasında sıkıntı var.

zaten namazın fuhşiyattan alıkoyduğunu bildiren ayet-i kerime de böyle bir şuur ve idrak gelişimini şart koşuyor.

ben, sizin nafile yahut sünnet ibadetlere karşı olduğunuzu, yahut bu turlu ibadetleri önemsemediğinizi düşünmüyorum.

sadece önceliği şuur, ahlak gelişimine veriyorsunuz. olması gerekeni, bulunması gereken yere koymaya çalışıyorsunuz… alışılmış olanın dışına çıktığınız için de tepki çekiyorsunuz. bu noktada çıkabilecek olumsuzluklar, yapmaya çalıştığınız işin büyüklüğü yanında hiç kalır diye düşünüyorum.

ben , dini yaşantımızın zaman içinde geldiği noktayı konuştuğumuz dillerin gelişimine benzetiyorum. malum , adem aleyhiselam zamanında kullanılan dilde tek bir harf, yahut ses içinde paragraflar dolusu anlam barındırıyormuş. sonra zamanla , anlamı kaybetmeye başlamışız. anlamı kaybettikçe sesleri , harfleri, kelimeleri arttırmışız. kelimeleri arttırdıkça da anlamı kaybetmişiz.

dini kimliğimizde de öylesi bir kısır döngü var. ihlası, manayı kaybettikçe ritüelleri arttırmışız. arayı bu şekilde kapatmayı çalışmışız ama ibadet yükünü arttırdıkça ihlası daha da kaybedip egomuzu beslemişiz.

işte siz bu döngüyü kırmayı teklif ediyorsunuz aslında. kendi adıma teklifinizi müspet buluyorum sayın isnetus. zira beni iki seçenek arasında serbest bıraksalar ve deseler ki;

öğlen namazını kendin, rabbin ve kainat ile barış içinde, kalb-i selîm ile, şuur ile farzından mi kılmak istersin, yoksa baş edemediği çatışmalar nedeni ile darmadağın olmuş ,kördüğüme dönmüş bir kalp ile sünnetler dahil mi kılmak istersin… ben birinci seçenek derim.

yalnız sunu da not düşmek isterim. farzlarla beraber onun gerektirdiği şuur ve ahlaki gelişimi tamamlayan kişi, elbette sünnet ve nafileleri üstüne ekler… eklemeli .. böyle gelişimini tamamlamış bir insani , dur deseniz de durduramazsınız ki…

durmasin da zaten… yolu acik olsun.

isnetus 07.06.2019 13:41

Exit mobile version