Bilimperest camianın huyudur; onlar karşılaştıkları herhangi bir probleme hemen latince bir terim yapıştırırlar. ondan sonra problemi çözmüş edalarıyla ortalıkta dolanmaya başlarlar. halbuki hiçbir şeyi çözdükleri falan yoktur. kendini açlığa mahkum eden kadınlar için yaptıkları da bundan ibarettir.
tasavvufi ekollerden kimileri altbeynin hayvaniyetten kurtarılması, terbiye edilmesi ve frekansının yükseltilmesi için riyazet(uzun süreli açlık ve az yeme rejimleri) yoluna başvurmuşlardır. bu rejim esnasında çok az yemek yerler. günde bir kase mercimek çorbası vs. gibi…
uzun süre bu şekilde yapılan rejimlerle altbeyni tamamen temizlemişler ve gayet başarılı sonuçlar elde etmişlerdir. ancak sonraki devirlerde gelen sufiler, riyazet yönteminin pek çok yan etkisinin ve zararlarının olduğunu fark edince başka yöntemlere kaymışlardır.
uzun süre uygulanan az yeme rejimleri kesinlikle altbeyni arındırır ve frekansını yükseltir. ancak burada ince bir nokta vardır. eğer bu uygulamayı yapan kimse iman nuruna sahipse ve islamın temel ölçülerine her daim riayet ediyorsa, altbeyin arınma seyrini nur boyutu itibariyle yapar. aksi takdirde sadece enerji boyutu itibariyle bir arınma ile yetinmek zorunda kalır.
bu demek oluyor ki, riyazet kişiyi mutlaka ama mutlaka arındırmakta ve yükseltmektedir. bu yükseliş iman sahipleri için evliyalık yolunda olmaktadır. imanı olmayanlar da firavunların, deccalların yolunda mesafe kaydetmektedir.
daha önce pek yerde bahsedildiği gibi, nur boyutu seyrinin enerji boyutunda dahi kabuk neviinden bir izdüşümü vardır. deccalların ve firavunların gittiği yol işte odur. bunlar o yolda gitmekle evrenin enerji boyutu itibariyle sırlarına vakıf olurlar. madde ve enerjiye dair pek çok ilme kavuşurlar. kimileri bu ilimlerle harikulade haller dahi gösterebilirler. astroloji, tarot, büyü ilmi, reiki vs. hep enerji boyutu ilimlerindendir. ancak bunlar sadece o ilimlerin cüzi bir kısmıdır. oranın daha öyle acaip ilimleri vardır ki, dudak uçuklatır. ahir zamanda müslümanların “deccal” namını verdikleri bir şahıs çıkacak ve bir işaretiyle yağmur yağdıracak, ölüleri diriltecektir. deccal o derecede enerji boyutu ilimlerinin üstadı olacaktır. ancak bu ilimlerin hepsi şerdir. zira enerji boyutu, nur boyutunun önünde bir bariyerdir. oraya takılıp kalan, ölümünden sonra dahi o boyutta yani enerji, nar, ateş veya cehennem boyutunda kalmış olur.
günümüzde çok az yiyerek kendini mutlu hissedenler esasen haklıdırlar. onlar aklen değil ama kalben, yani his mertebesinde açlığın faziletlerini anlamışlardır. çok az yiyerek altbeyinlerindeki hayvani yırtıcılığı yok ederler. böylece iç alemlerindeki çatışma son bulur. evham, kaygı, endişe, korku vb. olumsuz duygular sırra kadem basar. yerini huzur ve mutluluk alır. iman sahiplerinde bu huzur hakiki, diğerlerinde sûrîdir(yüzeyseldir). yani sadece beyin kimyasına ve nörotransmiterlere hasrolmuştur. doğal bir serotonin ve dopamin patlaması ile mutlu mesut yaşar giderler. tabi işi beslenme yetersizliğinden ölüp gidecek kadar ileri götürmezlerse.

