Site icon İsnetus

Tanrı 6

Akıl, bu alakaya nasıl yol bulsun, bu alakayı nasıl anlasın… bu akıl, ayrılık ve buluşma alakalarına bağlıdır. peygamber bunun için bize tanrının zatından pek bahsetmeyin! diye vasiyette bulundu.

zaten tanrının zatını düşünmek, hakikatte zatını düşünmek değildir ki! çünkü düşünenin zannı ve düşüncesi ancak yola taalluk eder… o zan ve düşünceyle tanrı arasındaysa yüz binlerce perde vardır!

herkes bir perdeyle kapanmış, ulaştım sanmıştır ama tanrı sandığı, ancak kendi vehmidir. işte peygamber, bu yüzden o vehim sahibinin yanlışa düşüp de malihulyalara kapılmaması için (düşünmeyin diyerek) vehmini gidermiştir.(mesnevi)

eric hoffer ise tanrı konusunu şöyle açıklar:

“sevdiğimiz herşeyi zarar görebilme, incinebilme, hassasiyet gibi duygularla; nefret ettiğimiz her şeyi de güç, iktidar, gazap, acımasızlık ve karşı konulmazlık ile anlamlandırırız. belki de bu yüzden her şeye gücü yeten bir tanrı fikri ilk başlarda yardımcı bir dost değil de, yenilmez bir düşman olmak iddiasiyla aklımıza düşmüştür. insanlar bu her şeye gücü yeten tanrıyı, ruslarin stalin’i* sevdikleri gibi sevmişlerdir. sadece böylesi bir düşmanı sevdiğimize kendimizi inandırarak böylesi bir yenilmez düşman ile yaşama fikrine alışabilirdik. öyle ya; ancak böylelikle onun ucu bucağı bilinmez huzurunda hata yapmamak fikri ile yaşayabilirdik. tertullian diyor ki: ‘sevmemekten korkmadıkça nasıl sevmeyi düşünebilirsin ki?’ “

“ibnü’l-arabî, varoluşun hakk yönünü müteal/aşkın özelliklerle niteler ve bu noktada her türlü belirlenim ve sınırlamayı reddeder. bu yönüyle varoluş mutlaktır, münezzehtir, akıllarca idrâk edilemez, hakkında herhangi bir hüküm verilemez ve o’nun hakkında verilecek her türlü hüküm bir sınırlama ve inhisarı içereceği için mutlaklıkla çelişir. ibnü’l-arabî’ye göre bu mertebede hakk için ‘mutlak’ demek bile bir sınırlamadır ve insanın bundan kaçınması gerekir.”

isnetus 04.06.2018 10:00 ~ 10:14

Exit mobile version