Site simgesi İsnetus

Tanrının Doğrudan İnsanlarla Konuşamaması

varolus

Bu hüküm, son derece çarpık bir tanrı algısının ürünüdür.

kendi anlayışım kadarıyla şu yazıda(bkz: #75823058) tanrı konusunu ele almaya çalıştım. yalnız dikkat edilmesi gereken nokta şu ki, orada günümüz insanının anlayışına göre teşbihi bir indirgeme yapılmıştır. diğer yandan tanrının tenzihi yönü de vardır; yani bütün tanımlardan öte olma durumu…sırf teşbih bizi putperest olmaya götürür; sırf tenzih ise tanrıyı ötelere atıp hayattan tahliye eder. fiiliyatta tanrıtanımazlık gibi bir durum ortaya çıkar. ikisi kuşun iki kanadı gibi dengede olmalıdır.

bu girizgahtan sonra asıl meselemize dönersek; tanrının konuşmasını diğer bir insanla konuşmak gibi düşünemeyiz. tüm varoluş, tüm kainat onun bir sözüdür, bir konuşmasıdır, bir kelamıdır. o varoluşun indirgenmiş diliyle her an ve el an bizimle konuşmaktadır. üstelik bu konuşma yalnızca dışımızdan değil, içimizden de dalga dalga yayılmakyadır.

tanrı eskiden kimi insanlarla(peygamberlerle) konuşmuş ve sonra da susmuş gibi bir durum asla söz konusu değildir. kelam yani konuşma o’nun bir sıfatıdır. tanrının sıfatı da tıpkı zatı gibi zaman ve mekan üstüdür. o tek bir kelime ile konuşmuş/konuşuyor/konuşacaktır. o tek söz ezelden ebede tüm zamanlarda ve mekanlarda yankılanmaktadır; bir cihetten varoluşun aynı olarak, diğer cihetten onun bir özelliği, yayılan dalgaları olarak…

o kelam aynıyla şimdi de varsa biz niye duymuyoruz?

her insan tanrının konuşmasını kendi bilinç açıklığı kadarıyla duyar. mizah dergilerine karikatür olacak denli düşük bir tanrı algısına sahip olanların bir şey duymaması doğaldır. nitekim sağırlar kulağının dibinde top patlasa yine de bir şey duymazlar.

isnetus 13.04.2018 09:14

Mobil sürümden çık