Tanrıyı pozitivist anlamda ispatlama gayretkeşlikleri abestir. bu yaklaşım bilimperestlik dininin cümle aleme sirayet etmiş hastalıklarından biridir.
kanıtlamak veya ispatlamak nedir arkadaşım?
deniz seviyesinde su yüz derecede kaynar. inanmazsan test edip kendin gör. bunun için bir piknik tüpü, bir termometre ve bir cezve yeterli olacaktır.
şimdi sorumuz şu:
belli bir sonucu elde etmek için belli bir düzenek kuruyoruz. o düzenek o sonucu verince güya tezimiz ispatlanmış mı oluyor? yaptığımız zaten o sonucu versin diye bir düzenek kurmaktan ibaret değil midir? gerçekte ise ortada yalnızca bir mantık oyunu ve totoloji vardır.
son tahlilde tüm doğrulama ve ispatlar benimsenen paradigmanın, dünya görüşünün ayrıntıları ve açılımları olmaktan öteye gidememektedir. benimsenen paradigmanın kendisi ise saf bir kabullenimdir ve hiçbir şekilde ispata ve doğrulamaya konu olamaz; paradigma daima deney üstü kalır.
bu ne demek biliyor musun ey bilimperest?
farkında olsan da olmasan da aslında sen de yalnızca bir müminsin, iman sahibisin…peki neye?… bilimsel pozitivist paradigmaya; modern batılı dünya görüşüne…
sen kendini çok akıllı, araştıran, sorgulayan, körü körüne inanmayan vs. biri sanıyorsun ya…hepsi külliyen boş avuntu…gerçekte sen batılı dünya görüşü ile format yemiş bir adamsın. nasıl programlandınsa o şekilde devam ediyorsun ve zerre gram çizgi dışına çıkmıyorsun; çıkman da mümkün değil.
günümüzde batılı dünya görüşünün baskın ve yaygın ve hâkim ideoloji olmasının sebebi o türden ispatlar, kanıtlar falan değildir. mesele çok daha basit bir düzlemdedir. hani ekonomide “iyi mal kötü malı kovar” diye bir kural vardır ya, işte bu mesele de aynen öyledir. batılı dünya görüşü diğerlerine göre pek çok açıdan daha üstün bir kültür üretebilmektedir. üstün kültür diğerlerini piyasadan silmiş ve silmektedir.
bir kültürün üstün olması, her bakımdan gelişmiş ve üstün olması anlamına gelmemektedir. evet batılı dünya görüşü, tabiat ve madde boyutu itibariyle rakipsizdir. ancak üst boyutlara, melekût alemine karşı kördür. melekût alemini görecek sağ gözü yoktur. işte bu onu tek gözlü bir deccal yapmaktadır.
eğer sağ gözün körse(melekût boyutuna ulaşamadıysan) bin tane akli delil de getirseler, sana etki etmeyecektir. sağ gözü görene ise zaten her şey canlı canlı delil hükmündedir.
deccalın hükümferma olduğu bir çağda yaşıyoruz. deccalın elinden kurtulabilenler sayıca çok azdır ne yazık ki… herkes ister istemez ona râm olmuş durumdadır; ama unutmayalım:
her deccalın mutlaka bir isa’sı vardır ve o isa çıkınca, deccal tuzun suda eridiği gibi eriyecektir.
