Site icon İsnetus

Tasavvuf 6

Tasavvuf ilmi, insandaki spiritüel yeteneğin geliştirilmesi ile algı skalasını genişletmeyi ve böylece şuuru yükseltmeyi konu edinir.

insanda bulunan herhangi bir yetenek gibi kişiyi hakikate yaklaştırdığı ölçüde değerli, uzaklaştırdığı ölçüde de zararlıdır. bu noktada insanın bir başka yeteneğini örnek vereyim; aklın işletilmesini konu alan felsefeyi…

felsefe insanı hakka ve hakikate yaklaştırır mı, yoksa uzaklaştırır mı?

elbette rasyonel aklı kullanarak hakka yaklaşan vardır; ancak sapkınlığa düşen de pek çoktur…aklı açılıma uğramamış kimseler(neredeyse yok hükmündeki çok cüzi bir azınlık haricinde), çevreden edindiği klişe ve ezberlerle basmakalıp yaşayıp giderler. haktan uzaklığın ve gafletin son raddesindedir bunlar. hayvanlar bile onlar kadar gafil değildir. aklı açılıma uğramış kimsenin ise yine bir şansı vardır. ancak aklın da kendisine göre pek çok tehlikesi ve vartası bulunur. söz gelimi ibni sina ve farabi gibi akılda büyük derecelere çıkmış kimseler, bir noktadan sonra aklın vartalarını aşamamış ve bataklıklarında boğulmuşlardır.

tasavvuf ise, beyni ve beynin elektromanyetik alan üretim yeteneğini geliştirir ve hariçte bulunan elektromanyetik alanlarla etkileşime girmeyi öğretir ehline. böylece aklın limitlerine takılmadan çok daha gerçekçi ve derinlikli bir evren algısı oluşur kişide. böyle bir kapasiteye erişenlerin de peygamberleri değerlendirmesi elbette çok farklı olacaktır.

işte bütün mesele de budur zaten. herhangi bir yolu, yöntemi ve ekolü takip edebiliriz; o herkesin kendi bileceği iş… ama son tahlilde o takip ettiğimiz yol, bizim peygamberleri ve de bilhassa son peygamberi daha iyi anlamamıza vesile oluyor mu? dolayısıyla bizi hakikate yaklaştırıyor mu?

bu noktada “tasavvuf ile uğraşıp da hakikate yaklaşamayan mı var” diye sorabilirsiniz belki?

hem de pek çok…sürüsüne bereket…

artmış beyin kabiliyetleri ile enerji boyutunun hallerine dalmış, o hallerle kendinden geçmiş ve asıl yapması gereken işi, yani peygamberleri anlama vazifesini bir kenara bırakmış veya yanlış algılara düşmüş pek çok tasavvuf ehli vardır. nasıl ki ‘felsefe bilmek insanı mutlaka hakka yaklaştırır’ diyemiyorsak, ‘beynin sözü edilen özel yeteneklerini etkinleştirmiş kişiler de mutlaka hakka yaklaşır’ dememiz mümkün olmuyor.

öyle budistler, öyle hristiyan rahipler, öyle spiritüalistler vardır ki, spiritüel yeteneklerini en üst seviyeye çıkarmışlardır, ancak imanın zerresine bile sahip olamamışlardır. bunların yaşadıkları halleri bilseniz küçük dilinizi yutarsınız. tanrıyla bile konuşur bunlar. o nedenle kendilerini çok özel ve ermiş kullar sayarlar. halbuki büyük sapkınlık içindedirler de farkında değildirler. allah’ın kelamı her an her noktada yankılanmaktadır zaten; bunların yaptığı sadece elde ettikleri cüzi açıklıkla o kelamdan mini bir yansıma almaktır. o aldıkları yansımayı da ister istemez kendi seviyelerine göre hayallere bürüyerek yorumlarlar. bir takım uyuşturucular kullananlar da yapıyor aynısını veya bakırköy’de de çok var bunlardan. hatta george bush’un bile tanrıyla konuştuğu söylenir…

sonuç: insandaki hangi yetenek olursa olsun, bizi son peygambere yaklaştırdığı ve onu anlamamızı ve ona uymamızı sağladığı ölçüde değeri vardır. yaklaştırmak bir yana, o yetenek bizi uzaklaştırıyorsa, geçmiş olsun…

tasavvuf ehlinin sapkınları ancak birer deccal-ı kezzap’tırlar.

isnetus 08.06.2021 07:39 ~ 10:46

Exit mobile version