Evet, genel bir kaidedir ki, her bilgi ancak belirli bir çerçevede doğrudur. hangi bilgi olursa olsun, çerçevesinden taştığında artık doğruluğunu yitirmiş demektir. bu nedenle soruyu sorarken çerçeveyi de tanımlamak zorundayız; aksi takdirde soru da, cevap da safsataya yol açacaktır.
öyleyse önce dinin tanımını yapalım:
dinin âfâkî, objektif, dış aleme ait tanımı: din, evrensel düzenin kurallarıdır. insan aklının keşfettiği maddeye dair kurallar da ondan bir şubedir. ancak bu keşifler buzdağının görünen ucu mesabesinde kalırlar. insan aklı, tümevarım yöntemiyle evrensel kuralları keşfetmeye çalışırken, peygamberler tümdengelimle bu kuralları icmalen-topluca ve öz olarak- insanlığa sunarlar. son derece yüksek hakikatlerin toprak seviyesine indirgenmesi yoğun bir mecaz, metafor, benzetme ve misallerin kullanımını veya ibret için kıssaların anlatımını gerektirir. mecaz ve sembol dili, tümdengelim yönteminin zorunlu bir üslubudur.
dinin enfüsi, subjektif, iç aleme ait tanımı: din, insanın dünya görüşü, evreni ve kendisini değerlendirirken sahip olduğu zihni çerçeve ve paradigmadır.
bu tanımlardan sonra soralım: yaygın olarak iddia ettiği gibi, din giderek hayatımızdan çıkıyor mu? yoksa “paradigm shift-paradigma kayması” mı yaşıyoruz?
miadını doldurmuş dünya görüşü ve algısı tasfiye olurken, onun yerini bir başkası mı alıyor?
işte bu tetkikimiz sistematik düşünceye bir örnektir ve esası da soyutlamadır; yani mevzuun kabuklarını soyup özüne inmektir.
sonuç: evrensel düzenin kurallarının geçerliliğini yitirmesi hiçbir şekilde mümkün değildir ve bu anlamda din daimidir. o düzenin bizim bilincimizdeki yansıması ve açılımı anlamındaki din ise değişkendir. çağlar boyunca sürekli evrile kıvrıla ilerler. insandaki veya toplumsal bilinçteki bu evrim, bir yılanın zikzaklar çizerek yol alması gibi diyalektik mahiyettedir. gün olur tez galip gelir, gün olur antitez ön plana çıkar veya galip gelmiş gibi görünür. devrâna aldanmayalım. tezin de antitezin de diyalektik yasalar gereğince saltanat süresi belirlidir. zamanı gelince her biri sönecek ve tarihin tozlu sayfalarında yerini alacaktır.

