“Ben bir icraat yapacağım zaman sol kafaların yazdıklarına bakarım, eğer hiç sesleri çıkmıyorsa o projeyi yapmam rafa kaldırırım…yarısının sesi çıkmıyor yarısının sesi çıkıyor ise o projeyi yeniler öyle yaparım…eğer bütün solcular projeyi engellemek için yaygara yapıyorlar ise hiç kimseyi dinlemem o projeyi aynen yapar ve bitiririm çünkü o proje memleket için hayırlara vesiledir.”
demiş eski bir siyasetçidir. kendisine şapka çıkartıyorum. kabrin nur dolsun.
özal’ın solcu dedikleri kemalist tayfadır. kemalistler sol söylemle kendini kamufle eden tarım toplumu seçkinleridir. gerçekte ise solcular ancak sanayi toplumlarında mevcutturlar. zaten sol ideoloji sanayi toplumlarındaki işçi ve çalışan kesimin çıkarlarını korumak üzere üretilmiştir.
tarım toplumlarında sosyoloji üzerine etki edecek çapta işçi kesimi bulunmaz. orada geniş köylü kitlesi ve onların güdücüsü olan elit sınıf vardır. bu elit sınıf kendi ayrıcalıklarını muhafaza etmek amacıyla ülkenin sanayileşmesine engel olur. zira sanayileşme sürecinde köylüler şehirlere akın eder(lümpenler) ve sosyolojiyi dolayısıyla iktidarın yapısını değiştirirler.
sözü edilen tarım eliti en çok lümpenlerin ilkelliğini, kendi çağdaşlığını vurgulama eğilimindedir. ancak bu elitin görgüsü, adab-ı muaşereti şekilden, suretten ve taklitten öteye gitmez; çünkü batının burjuva hayat tarzının kopyasından ibarettir; ama batıdaki burjuvanın hayat tarzı gerçek bir zemin üstünde yükselir; sanayi devrimi sonrası üretim ilişkileri üstüne bina edilmiştir. bunlarınkinin ise altı boştur; zira ülkede sanayi toplumu ilişkileri kurulmamıştır.
tüm bu anlatılan ve uzun süreceğinden anlatılmayan nedenlerle, bir kolpacı ideolojisi olan kemalizm, türk’ün tarihindeki kara bir lekedir. bunların köküne kibrit suyu sıkmak vatanını seven her türk’ün başlıca vazifesidir.
