Aslında o bir anti-dinci’dir.
hatta aslında anti-dinci tanımı bile tam olarak doğru bir hüküm olamıyor ne yazık ki… “dini” insanın en genel evren algısı veya en genel algı çerçevesi diye alırsak, esasen dinsiz bir insanın mevcudiyetinin de söz konusu olamayacağını anlarız.
“din” kelimesinin anlamında derinleştiğimizde, karşımıza nötr bir kavram olan “paradigma” kelimesi çıkacaktır. din= paradigma= en genel evren algısı ve algı çerçevesi…
üzerinde işletim sistemi olmayan bir bilgisayarın kullanımının mümkün olmaması gibi, üstbeynine bir paradigma yüklenmemiş olan insanın da bildiğimiz anlamda faaliyet göstermesi mümkün değildir. dolayısıyla canlı ve faal olan her insanda öyle veya böyle mutlaka bir paradigma yüklü durumdadır. eğer bir insandaki paradigmaya format atabilseydik, o kimse derhal bitkisel hayata girecekti veya tasavvuf ehli ise “fenâfillah” tabir edilen hali yaşayacaktı(meselenin bu kısmına fazla girmeyelim de kafalar karışmasın).
madem ki her insanın üstbeyninde bir paradigma yüklü durumdadır, o halde her insanın bir dini var demektir. özel ve dar kapsamda “din” kavramının ilk ve ortaçağda üretilmiş paradigmalara atfedilmesi kafamızı karıştırmasın. zaten kendisine ateist diyen kimseler, bu eski paradigmalara tepki halinde oldukları için kendilerini öyle tanımlıyorlar; çünkü eski paradigmalar artık çözdüklerinden daha fazla soruna yol açar hale gelmişlerdir.
bu işler böyledir…etki-tepki…tez-antitez…tarihin çarkları dönmeye devam eder ve yavaş yavaş kuşatıcı, kapsayıcı yeni bir paradigma ortaya çıkar. insanlığın çoğu problemini çözdüğü için refah ve mutluluk dönemi başlar. zaman içinde paradigma eskir, tepkiler ortaya çıkar ve fetret dönemine girilir…çark dönmeye devam eder…
bu noktada “ibnül vakt” değil “ebul vakt” olmak icap eder.
ibnül vakt= zamanın çocuğu, zamanın cereyanlarına kapılıp giden.
ebul vakt= zamanının babası. zamanın cereyanlarının üstünde kalan. modaya kapılmayan.
not: şu anda batıda hâkim olan dünya görüşü, “bilimsel pozitivist paradigmadır”. bu paradigma tümüyle hristiyanlık eleştirisi üzerine inşa edilmiştir. bir eleştiri, eleştirdiği şeyi de içinde örtülü olarak barındırır. dolayısıyla “bilimsel pozitivist paradigma” esasen, hristiyanlığın dışında, ondan ayrı ve bağımsız bir görüş değildir. belki de onun yeni bir aşaması, yeni bir formu ve antitez kutbuna savrulmuş halidir(anti-hristiyanlık= deccalizm).
kısacası, insanlığın hakikate doğru yürüyüşü değişik kollardan devam etmektedir. öyle bir aşama gelecektir ki, hristiyanlık islamla meczolacaktır. hz. isa’nın gökten inmesidir bu(hz. isa reel olarak da gökten inecektir).

