İkinci dünya harbi, amerika’nın japonya’yı atom bombaları ile yakıp yıkmasıyla sona erer. işte bu hadise stalin için tam bir soğuk duş olur. çünkü adamın amacı almanya’yı ezdikten sonra tüm avrupa işçilerini özgürlüğe(!) kavuşturmaktı. yönetimleri hep halka(!) vermekti.
sonra sıra bize ve ortadoğuya da gelecekti. o zamanki yönetimlerin ne denli telaşlandıklarını varın siz hayal edin, ki telaşlanmakta sonuna kadar haklı idiler, zira stalin’in hiç şakası yoktu. 200 tümenlik güç istila için emir bekliyordu.
işte amerika’nın nükleer gücü bu hesapları bozdu. ama ne yapsın, elden ne gelir? stalin makus talihine küsmek yerine bir an önce kendi atom bombasını yapmak için çalışmalara başladı ve nihayet 1949’da yapmayı başardı(know-how satın aldığı amerikalı’lardan geldi)
atom bombasını yapar yapmaz hemen harekete geçti, uzakdoğuda kore’de…kore savaşı, doğu bloku ile batı blokunun örtülü bir kapışmasıdır. iki taraf da açık bir mücadeleye cesaret edemiyordu. bu arada, türkiye’nin kore’ye asker göndermesinin sebebi gayet açık, izaha hacet yok. siz fanatik solcuların laflarına bakmayın(o tipler hâlâ kaldı mı bilmiyorum). türkiye bunu can havliyle, paçasını stalin’den kurtarabilmek için yaptı.
başaramasaydı, türkiye’nin her yerine “türk ameleleri birleşiniz” şeklinde pankartlar asılacaktı.
peki bunları neden anlattım?
şu anda dünya benzer bir sathı maile girdi. rusya artık sscb’nin enkazını temizledi ve tekrar bir güç olarak belirdi. amerika suriye konusunda rusya’ya taviz vermiş ve kendisine yan çizen erdoğan’ı da belayla baş başa bırakmıştı.
ama “kırım” hadisesi her şeyi değiştirdi. amerika, rusya’ya haddini bildirmek istiyor ve bunu suriye’de yapacak. dolayısıyla erdoğan amerika’nın gözünde tekrar değer kazandı. fethullah hoca bu noktada da kaybeden oldu. amerika artık erdoğan’ın düşmesini istemez çünkü “dereyi geçerken at değiştirilmez”
evet büyük hesaplaşma günü geldi çattı. türkiye tarafını seçmek zorunda(gerçi çoktan seçti, amerika ve nato)
seçmese olmaz mı?
olmaz!

