Bizde daima iki büyük yanlış yapılagelmektedir…
1. sistematik düşünme eksikliği yüzünden her olayı münferit ve cüzi bir vaka olarak ele almak.
2. her şeyi devletten beklemek ve her şeyi devletin yapması gerektiğine inanmak. (bu eğilim ilkel bir zihne işaret eder. mesela anglosaksonlarda bu yoktur. onlar hür teşebbüse inanırlar)
– esnaf niçin üçkağıtçıdır?
+ türkler zaten şöyle böyle…
yanlış bu arkadaşım…
bir ülkede sanayileşme başlayınca, geniş köylü kitleleri kentlere yığılırlar ve lümpen sınıfı oluştururlar. lümpenlerin başlıca karakteristiği ise fırsatçı, üçkağıtçı, çakal olmalarıdır. zira yeni yetme ve köksüz bir sınıf olmaları hasebiyle lümpenler ahlaktan yoksundurlar. geçiş aşamasında olan toplumda ekonomik zorluklar altında kısa sürede bir dolandırıcıya dönüşüverirler.
lümpen aşamada dolandırıcılık toplumu adeta bir kanser gibi sarar. günümüzde bilinen kurumlar, bankalar, tanınan şirketler bile bizi gözümüzün içine baka baka dolandırmaktadırlar farkındaysanız.
ülke geçiş aşmasını tamamlayıp, tam bir sanayi ülkesine dönüşmeyi başarırsa, tüm bu olumsuzlar son bulacak ve toplum stabilize olup modern kent insanı ortaya çıkacaktır.
çinlilerin bir bedduası varmış. çok kızdıklarına, “geçiş döneminde yaşayasın!” diye beddua ederlermiş. gerçekten de geçiş döneminde yaşayanlar, fena halde belasını bulmuş demektir.
ne yazık ki bizler lümpenler arasında yaşayıp, gün yüzü göremeden lümpenler arasında öleceğiz. zira, her şey yolunda giderse türkiye’nin modern, gelişmiş ve stabilize olmuş bir sanayi toplumu haline gelmesi 2050’leri bulacaktır.

