Tamam evrensel ilke bu şekildedir. bir şeyden vazgeçersek, o şey bize verilir, ihsan edilir.
peki çok istediğimiz bir şeyi ele geçirmek için vazgeçiyormuş rolü yapmamız işe yarar mı?
sizce evren adlı mükemmel kodlanmış yazılımı o yolla kandırmak mümkün müdür? onu kodlayanın kim olduğunu düşünürsek, bence mümkün değildir. dürüstlükten başka çıkar yol yoktur.
peki nasıl olacak bu iş?
problemi bu düzlemde çözemeyiz. tamamen başka bir düzleme taşıyacağız mecburen. o da tasavvuftaki rıza hakikatini uygulamaya sokmaktır. kendi kendimize şu şekilde telkinde bulunuyoruz:
“allah sonsuz ilim, hikmet ve kudret sahibidir,
o benim için en iyi olanı bilir; her işimi ona havale ettim”
diyoruz ve ondan sonra hiçbir şey istemeden olayları akışına bırakıyoruz.
bir şeyler olsun istemiyoruz. bir şeyleri zorlamıyoruz. akıntıya bırakıyoruz kendimizi yalnızca. allah işleri kendisine havale edip bir şeylere müdahil olmayana en hayırlısını nasip eder.
mümkünse bu tefekkürü yazıp her gün görebileceğimiz bir yere asalım. aksi takdirde kısa sürede unuturuz ve tekrar egonun binbir türlü hilesine ve hırslarına kapılıp gideriz. sonumuz da hüsran olur.
not: bu tefekküre göre kalbimizi sabitledikten sonra artık gelen her şeyi hoşnutlukla karşılayalım, razı olalım. allah bizim için onu seçtiğine göre, hakkımızda en hayırlısı demek ki oymuş; nefsimiz beğenmemiş olsa bile…
