Site simgesi İsnetus

Yanlış Bilinen Gerçekler

İman gaybadır.

bu hüküm ayetle sabittir. ancak maalesef kesinlikle doğru anlaşılamamaktadır. tefsir yazan alimlerin bile bu konuda söylediği sözler oldukça düşük seviyelidir. bakın elmalı ne demiş bu konuda?

“bizce gayb, görülemeyen değil, görülmeyen demektir. biz delilsiz olan gayba değil, delili olan gayb-ı mâkule iman ediyoruz.” (bk. hak dini kur’an dili, bakara suresi 3. ayet tefsiri)

halbuki akla ve delillere istinat eden iman illetlidir.

ben imam-ı rabbani hazretlerinden öğrendiklerimi günümüz insanının anlayacağı dilden ifade etmeye çalışacağım…

1. üst beyin ile iman= üst beyin, korteks veya zeka ile imana dair delilleri incelemek ve bir sonuca varmaya çalışmaktır. bu yol çıkmaz sokaktır. ben bir zamanlar bu hırsa kapılmıştım. imana dair ne varsa hepsini akli delillerle masaya yatırıp ispat edecektim aklımca. bu gayrete girdiğimde çok kötü bir hale düştüm. bir girdap sanki beni içine çekiyor gibiydi. her an boğulma tehlikesi içindeydim. günlerce bu halde kaldıktan sonra nihayet bir cuma günü kendime geldim ve ani bir aydınlanma yaşadım. bir şimşek çaktı adeta ve şöyle bağırdım, “delilsiz inanıyorum ya rab!”. onda sonra rahatladım. (dolayısıyla ilahiyatçılar ve filozof kılıklı tipler derdimize derman olmak bir yana, bizi daha beter hasta ederler)

2. altbeyin ile iman= altbeyin temizlendikçe, nurlandıkça kişinin gözüne bir nur gelir. bu nur projektör gibi aydınlatır evreni. her şeyin içyüzü, hakikati o kişiye görünür olur(nurunun gücü ölçüsünde).

işte bu kişinin imanı artık şuhûdî’dir, yani görerektir. bu kimsenin imanı görüş ile onaylanmıştır. iman ettiği her şey ona zaten görünür haldedir; hepsi apaçık gözünün önündedir.

ancak bu bahsettiğim hal, velayet(evliyalık) yolunda gidenlerin durumudur. sahabe ve ilk nesil müslümanlar gibi nübüvvet yolunda gidenler şuhud(görüş) sahibi değildirler.

nübüvvet ehlinin feraseti ile velayet ehlinin feraseti çok farklıdır. nübüvvet ehli de doğrudan peygamberden veya dolaylı olarak namaz, zikir, tesbihat gibi ibadetlerden elde ettikleri nur ile altbeyinlerini(kalplerini) temizler ve nurlandırırlar. ancak nübüvvet nuru son derece yüksek ve latif olduğu için ehline keşif ve şuhud(görme) vermez; ama adeta apaçık görüyormuşçasına güçlü bir kanma hissi verir. kısacası onlar görmezler ama sezerler.

sezerek iman etmek, görerek iman etmekten üstündür.

ne görebiliyor ne de sezebiliyor… işte bu kişinin imanı sırf taklittir ve her an sönme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

üstbeyin yani zeka ile deliller bularak iman ise boş ve çıkmaz sokak…

kısacası iman ettiğin şeyleri ya göreceksin ya sezeceksin; başka yolu yok…

her gün çok miktarda “lâ havle ve lâ guvvete illâ billah” diyelim ki, altbeynimiz temizlensin, nurlansın…

(bkz: iman gaybadir)

 isnetus 03.08.2021 11:47

Mobil sürümden çık