İhtiyarın biri, bir doktora “ dimağım yorgun, aklım yerinde değil” dedi. doktor dedi ki, “ o akıl zayıflığı ihtiyarlıktandır”. ihtiyar “ gözüm de kararıyor” dedi, doktor “koca ihtiyar, ihtiyarlıktan” dedi. adam “ arkam dehşetli ağrıyor” deyince doktor dedi ki: “a zayıf ihtiyar, ihtiyarlıktan!”. adam “ ne yiyorsam hazmedemiyorum” dedi. doktor “ mide zayıflığı da ihtiyarlıktan” dedi. adam “ nefes alırken sıkıntı çekiyorum, nefes darlığım var” dedi.
doktor dedi ki: “evet, nefes darlığı da ihtiyarlıktan. ihtiyarlayınca insanda iki yüz türlü illet peyda olur.”
ihtiyar kızıp “ be ahmak, lafın hep bu mu, sen doktorluktan yalnız bunu mu belledin? be herif, tanrı her derde bir dermen verdi, bunu bilemiyor musun? sen ahmak bir eşeksin, bilgin de kıt, aklın da ayağın kısa olduğundan yeryüzünde kalakalmışsın” dedi.
doktor cevap verdi “ ey yaşı yetmiş işi bitmiş adam, bu kızgınlık, bu hiddet de ihtiyarlıktan!” vücudun bütün cüzleri zayıflar, yıpranır, sabır da azalır. iki çift söze bile tahammül edemez, haykırır. bir yudum suyu bile hazmedemez, kusuverir!
ancak tanrı sarhoşu olan ihtiyar müstesna. o tertemiz bir yaşantıya sahiptir.
zahiren ihtiyardır ama hakikatte çocuk. zaten veli ve nebi nedir ki? eğer iyiye de kötüye de etki edemeseler, aşağılık kişilerin onlara şu hasedi neden?
onlar yakınlık ilmini bilmiyorlarsa onlara karşı bu buğz, bu hilekarlık, bu kin ne? onlara düşman olanlar ölümden sonra dirilmeyi ve kıyamet gününü bilselerdi kendilerini keskin kılıca nasıl atarlardı?
o pir sana gülümser, fakat sen onu öyle görme, onun için yüzlerce kıyamet var. cennet, cehennem hepsi onun cüzleri. ne düşünürsen, o, o düşünceden de üstün. ne düşünüyorsan yokluk kabul eder, fakat düşünceye sığmayan yok mu? işte tanrı odur.
içinde kim olduğunu biliyorsa, evin kapısındaki küstahlık neden? ahmaklar mescidi ulular da, gönül ehlinin gönlünü yıkmaya çalışır. halbuki o mecazidir. be eşekler, hakikatin uluların gönlünden başka mescidi yoktur. herkesin secdegahı olan velilerin gönül mescitlerinde tanrı vardır. tanrı erinin gönlü derde düşmedikçe tanrı, hiçbir milleti rüsvay etmemiştir.
peygamberlerle savaşa girişenler, onları cisim görüp kendileri gibi insan sanmışlardır. sen de o ilk gelenlerin ahlakı var. nasıl oluyor da sen de onlar gibi helak olmaktan korkmuyorsun? onlardaki nişanelerin hepsi sende de var. maden ki onlardansın, nasıl kurtulacaksın?
not: insanlara ne gelirse hakikat ehlinin elinden gelir. nimetler de felaketler de onlar vesilesi ile gelir. zira onların temiz kalbi güneşe aynadır. güneşin bir sureti onların temiz kalp aynalarına yansır. tüm insanlık feyzini onların aynasından alır. evrensel düzen bu şekilde işler. insanın Allah’ın halifesi olması da budur işte. imandan kasıt kalbini öyle bir zata bağlamaktır; bir takım prensipleri ezberlemek değildir.
öyle bir zatı bul; gönlünü ona ver. her işin tamamdır. onu bulamadıktan sonra istersen kütüphaneleri devir; allame-i cihan ol, yalnızca hamalsın.
ey ayet ve hadisleri sığ aklıyla bulamaç yapan ve geçmişin ölü bilgileri ile karan şahıs. bize din diye sunduğun o şey senin necis zihinsel atığındır. dalalettesin…dini, ariflerin kalbinde aramalısın.
