İnsan böyledir.
kışın soğuğu ayazı ile karşı karşıya kalınca, kıştan şikayet eder, yazı özler; yaz gelip sıcaklardan bunalınca kışı özler.
oysa bunların hepsi gereklidir.
komando eğitim parkurunun yemyeşil çiçekli düz ova olması maksada aykırıdır. bilakis o parkurun bataklıklarla, yılanlarla, çiyanlarla dolu olması; dikenli teller, sarp kayalıklar ve derin vadilerle kaplı olması uygundur.
dünya dahi marifet yani tanrı bilgisi edinimi için en uygun ortam olacak şekilde dizayn edilmiştir. bu da onun tüm antitezleri içermesi demektir. elbette burada savaş, kan, gözyaşı eksik olmayacaktır. şeytanlar ve tüm şerler dahi bulunmak zorundadır.
savaşı kanı görmemiş; korkuyu deneyimlememiş; soğuğu iliklerine kadar hissetmemiş; sıcaktan pişmemiş; her türden şeytani olgudan haberdar olmamış; çeşit çeşit kötülük ve şer ile karşılaşmamış insanı darüsselama(selamet ve emniyet yurdu, cennet) koysan ne olur? bir şey anlamaz ki…ne ona verilen nimeti takdir edebilir, ne de o nimetlerden haz alabilir.
korkuyu yaşamamış olan, daimi bir emniyet ve güvenlik hissinin zevkini alamaz.
savaşı görmemiş veya en azından haberdar olmamış kişi, ebedi bir barış ve huzur ortamının değerini bilemez ve keyfini süremez.
soğuktan ve sıcaktan bunalmamış insan, madde alemine özgü iklim şartlarından azade olmanın ne büyük nimet olduğunu anlayamaz.
vs…
dolayısıyla dünya şartlarından şikayet etmemiz anlamsızdır. zira dünyanın zaten tam olarak böyle olması gerekmektedir. üstelik insan şikayet ettikçe sıkıntısı birken bin olur. eğer şikayet etmez ve doğal karşılarsa o zaman sıkıntısı azalır, katlanılabilir hale gelir.
şikayet etmek, itiraz etmek, direnç göstermek, mücadeleye girmek…tüm bunlar düşük insan bilincinin özellikleridir. duygusal olarak nötr bir şekilde kendini akışa bırakmak ise yüksek bilinçlerin vasfıdır.

