
Evvel zaman içinde bir bal hırsızı varmış. el alemin kovanlarını yağmalayıp çaldığı balları pazarda satarmış. bu hırsız göstermelik olarak bahçesine bir kaç da kovan koymuş ki, zevahiri kurtarsın.
bu hırsız ara sıra kovanlarının başına gidip, “ey arılarım! siz vız vız edin yeter. bal bulma işini bana bırakın” dermiş.
insanın hâli de böyledir. namazı, niyazı, ilmi, fikri, zikri, tüm ibadetleri hep vızıldama hükmündedir. balı(nuru) allah lütfu kereminden vızıldamaya karşılık olarak ihsan eder.
ne zamanki insan balı kendi çalışmasının zorunlu bir sonucu olarak görmeye başlar ve balı kendi ürettiği zannına kapılırsa, işte o zaman bal artık gelmez olur ve tüm çalışmaları yorgunluktan başka sonuç vermemeye başlar.
elimizden geldiği kadar vızıldayalım. zira vızıldama bir bal duasıdır.
gelen balın allah’ın cömertlik hazinesinden indirdiği lütuf ve ihsan olduğunu da bilelim ki, bal akışı kesintiye uğramasın.



