
İhtiyaçlarım beni allah’a yöneltti.
her birini kerîm olan o zattan istedim.
ihtiyaçlarım olmasa allah’a yönelir miydim?
sanrım yine yönelirdim; ama ihtiyaç anında allah’a yönelmek ve o’ndan istemenin ayrı bir tadı var.
allah mutlak kudret, mutlak ilim ve mutlak hikmet sahibidir. beni benden daha iyi bilir, bana benden merhametli ve şefkatlidir. elbette bana neyin ne zaman verilmesi gerektiğini veya neyin verilmemesi gerektiğini en iyi bilen o’dur.
o abes ve boş iş yapmaz. o’nun her işi hikmetlidir.
madem allah beni benden iyi biliyor, bana benden şefkatlidir, o halde niçin o’ndan istiyorum? istememe gerek var mı?
allah’a yöneliş, ona teveccüh etmek ve o’nu anmak başlı başına bir kazançtır. hatta en büyük kazançtır…ihtiyacım o’nu anmama vesile oldu. belki de allah o’nu anayım diye lütfundan beni ihtiyaç sahibi kıldı.
o’nun hikmeti istediğim şeyin bana verilmemesini gerektiriyordur belki; biz bilemeyiz, o bilir. ancak ben yine de kazanacağımı kazanmış oldum. zira allah’ı anmaktan daha büyük kazanç düşünülemez. eğer bir de bunun üstüne kerîm olan o zat ihtiyacımı ihsan ederse, o zaman bu, kazanç üstüne kazanç olur, belki nur üstüne nur olur.
ve son olarak şu hadisi verelim:
“ihtiyacını halka açan, ihtiyaçtan kurtulamaz; allah’a arz eden, kurtulur” (hâkim, el-müstedrek)



