La Havle SırrıHakikatKainat ve İnsanNefs, Benlik-Ego

La Guvvete İlla Billah

Tamam insanlara veya değişik varlıklara tapmanın ne olduğunu biliyoruz. peki allah’a tapmak nasıl bir şey acaba?

onu öğrenmek için şu tesbihin manasını irdeleyelim:

“lâ guvvete illâ billâh- allah’tan başka güç sahibi yoktur”.

karagöz-hacivat perdesini gözümüzün önüne getirelim. perdenin dış yüzünde değişik karakterler senaryonun gerektirdiği şekilde rollerini oynuyorlar değil mi? her biri ayrı ayrı varlığa, kişiliğe, iradeye, tarza ve kendi çaplarında hareket kabiliyeti ve güce sahipler. en azından perdenin dış yüzünden bize görünen o.

peki perdenin ardına(melekûta) geçebilseydik ne görürdük?

bizim canlı, diri, kendi gücüyle hareket eden ayrı ayrı varlıklar olarak gördüklerimiz meğerse hiç de öyle değilmiş. hepsi çubuklarla, iplerle tek bir zat tarafından oynatılıyormuş. hatta bunun da ötesinde o tek zat, her bir karakter için kendi bilincini o karaktere indirgeyip onun dilinden konuşuyormuş. aslında oyun karakterlerinin her biri kendi zatında ölü, cansız varlıklarmış.

işte bu evrenimizin de karagöz oyunundan farkı yoktur. her bir insan, her bir karakter gerçekte mutlak bilincin kendini oyun karakterlerine indirgemesi ile oluşuyor.

mutlak bilincin kendini karakter seviyesine indirgemesi…işte bu noktada indirgenmiş bilinç bir tür farklılık ve sanki ayrılık kazanmış gibi oluyor. biz ona “relatif otonomi” diyelim.

eğer bu sanal özerklik sahibi bilinç(nefs, ego), ipini tamamen koparır ve kendini(ve zorunlu sonuç olarak diğerlerini de) tümüyle bağımsız bir varlık, güç ve irade sahibi olarak zannetmeye başlarsa, orada küfür yani örtme manası açığa çıkıyor. o bilinç hakikatin üstünü yalanla örtmüş ve kapatmış oluyor. ancak elbette bunun bir bedeli vardır. madem her bir varlığı bağımsız güç ve irade sahibi bildin, o zaman senden güçlüden korkarsın, endişe edersin, bir türlü emniyet hissine kavuşamazsın. kısacası iç aleminde daimi olarak yanar ve azap çekersin.

şimdi dikkat edelim…gerçekte bu alem tek bir zatın oyun alanıdır. senaryoyu yazan o, her bir karaktere bilincini indirgeyip oynayan o, oynatan o, her bir ağızdan konuşan o, hareket ettiren o…

işte allah’a ve tek ilaha tapmak budur.

perde ardındaki ipleri tutan zattan gafil olmamak demektir. zarar ve fayda ancak o’ndandır. hiçbir oyun karakteri kendi zatıyla ve iradesiyle gelip sana kötülük veya iyilik yapamaz. zira onlar kendi zatları itibariyle cansız ve ölüdürler. ancak o tek zat dilerse(senin niyetine ve itikadına bağlı olarak) herhangi bir isim ve cisim altında görünüp sana o mahalden ihsan eder veya cezalandırır.

isnetus 08.02.2026 13:10 ~ 14:19

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram, twitter ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu