Hayatın İki Kelimelik Özeti
Sıçrama tahtası
iman ve marifet(allah’ı bilme ve tanıma) elde etmek için dünya ortamına ihtiyaç duyuyoruz.
dünya, yedi katlı kainat apartmanının zemin katında yaratılmıştır. aslında bu apartmanın her bir katı farklı titreşim frekanslarıyla apayrı zaman ve mekan şartlarına sahiptir. yukarı katlara çıktıkça titreşim gittikçe yükselir ve ortam latifleşir; ışık ve nur cinsine dönmeye başlar. bu apartmanın tavanı ise arştır. arşa ulaştığımızda artık titreşimden değil düz bir çizgiden söz ediyor oluruz. o noktada aşağılarda kalp atışı gibi kesikli olan ve titreşen âlem, titreşim frekansının limit noktaya ulaşmasıyla düz bir çizgi halini almıştır.
hani filmlerde hep görürüz; hastanın kalbi durunca ekg cihazındaki grafik birden düz çizgi halini alır ve kesiksiz ötmeye başlar. işte aynen onun gibi arş sınırına ulaştımızda artık âlem ölmüştür veya bir başka tabirle âlemin nabzı durmuştur.
arşın üzeri ise “emir âlemi” de denilen ruhtur. “üzeri” kelimesini yanlış anlamayalım. burada “üzeri” kelimesi yön bildirmekten ziyade boyutsal derinliği anlatmaktadır. ruh, tek bir yapıdır ve bildiğimiz tüm nitelik ve niceliklerin gayrıdır. arş, mananın maddeye dönüşmeye başladığı çizgidir ve iki âlemi birbirinden ayıran ara bölgedir. bu minvalde maddenin ruhun köpüğü, cürufu olduğunu söyleyebiliriz belki.
“iki denizi birbiri üstüne salan o’dur. bu, tatlı ve yürek ferahlatıcı; şu, tuzlu ve acı ve ikisinin arasına bir berzah, geçişi engelleyen bir perde koymuştur” (furkan suresi 53. ayet)
dünyamızın kainatın en kesif, titreşimi düşük boyutta yer alması onun karanlık ve vahşi bir bölge olmasına yol açmıştır. yine tüm çatışmaların, zıtlıkların sebebi de bu olgudur. ancak işte bu karmaşık, çatışmalı ortamdır ki bize sonsuz imkanlar sunar. insan bilinci ancak böylesi her türden berbat olayların ve her türden duyguların yaşanabileceği bir ortamda istenilen olgunluğa ulaşabilir.
gel güzel kardeşim şu zulmetli dünyaya; boyunun ölçüsünü alalım. eskilerin güzel bir sözü vardır, “kimse sınanmadığı bir günahın masumu değildir” diye. harut ile marut gibi iki melek bile dünyaya inince üç günde sapıttılar. hem de niçin biliyor musunuz? bir güzel kadın uğruna.
dünya bir misafirhane
kafileler gelir geçer
orada bir terzihane
boya göre libas biçer.



