Günümüzde iyice ortalığa saçılmış, şu zikri çekerseniz şöyle olur, bu zikri çekerseniz böyle olur, falanca zikri çekerseniz zengin olursunuz, aşkı bulursunuz vs. şeklinde sayısız uygulama önerileri var.
maalesef bunların tümü sapkınlıktır. uygulayanların dalaletini artırmaktan, ayarlarını bozmaktan, nevrozlara düşürmekten, çarpık düşüncelere kaptırmaktan başka sonuçları olmaz.
bir kısım arkadaşların iddiasına göre “Allah’ı anmaktan ne zarar gelir ki?”. bu kendi sığ dünya görüşleri çerçevesinde yaptıkları bir yorumdur. her esmanın ruha farklı titreşimde bir enerji yüklediğini bilmezler. o enerjinin nelere yol açacağını da bilmezler. evrensel düzene yapacağımız her etkinin mutlaka bize bir geri dönüşü vardır.
bu konudaki en genel ölçüyü imam-ı rabbani hazretlerinden alıntılayarak söylüyorum: hasta olan kimseye perhiz lazımdır. ona yedirilecek en nefis yemekler dahi sağlığını daha da beter bozar. insanın en temel hastalığı da kalbinin Allah’tan başkasına tutulmuş olmasıdır. içinde Allah’tan gayrısının sevgisi olan kalp hastadır. tasavvufta sırf onun tedavisi için(kalp tasfiyesi için) sayısız yöntem ortaya koyulmuştur. bunlar sistematik çalışmalardır. her ekolde farklıdır. hepsi de caizdir ve farklı yiğitlerin farklı yoğurt yiyişleridir. her ekolün mensubu kendi yöntemine sıkı sıkıya bağlıdır ve asla kendi kafasına göre uygulamalar yapamaz. yöntem bilgisi veya metodoloji her şeydir.
genel anlamda zikir yapmaya merakı olan kimseler, “lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” zikri ile yetinmelidirler. bu zikir tevhid bilgisini ruha yükler, nefsi ve şeytanı ezer, cinleri kaçırır ve hiçbir olumsuz etkisi yoktur. imam-ı rabbani hazretleri bu zikri günde 500 adete kadar yapmıştır. bizler de 100-500 arasında gücümüze göre yapabiliriz.



