
“Allâhümme ente rabbî. lâ ilâhe illâ ente. aleyke tevekkeltü ve ente rabbül arşıl azıym. mâşâallâhü kâne ve mâ lem yeşe’lem yekün. lâ havle ve lâ guvvete illâ billâhil aliyyil azıym. a’lemü ennallâhe alâ külli şey’in kadîr ve ennallâhe kad ehâta bi külli şey’in ilmâ. allâhümme innî eûzü bike min şerri nefsî ve min şerri külli dâbbetin ente âhızün bi nâsıyetihâ. inne rabbî alâ sırâtın müstakîm”.
anlamı:
“ey allah’ım! sen benim rabb’imsin! senden başka ilah yoktur. ben sadece sana dayanıp güvendim. sen yüce arşın sahibisin!
allah neyi dilerse o olur; dilemediği ise olmaz. güç ve kuvvet ancak allah’a aittir(allah iledir).
ben biliyorum ki allah’ın her şeye gücü yeter ve o’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır.
ey allah’ım! ben nefsimin şerrinden sana sığınıyorum. ayrıca perçemi(kumandası) senin elinde olan diğer bütün canlılardan da sana sığınıyorum.
şüphesiz ki benim rabb’im doğru yola eriştirendir”
böyle bir duadan haberdar olan kişinin ilk tepkisi inkar olacaktır muhtemelen veya bir kısım insan da duayı sihirli çözüm gibi algılayacaktır.
halbuki ortada sihirli bir çözüm yoktur.
kişinin bu duayı(manasını da bilerek) orijinal lafzıyla her gün bir kez okuduğunu ve buna aylarca devam ettiğini varsayalım. yani kişi yukarıda sözü edilen manaları her gün tekrarlamış oluyor. haliyle o manalar yavaş yavaş kalbe inmeye başlıyor. kişinin kalbindeki bozuk itikatları gideriyor.
nedir onlar?
“senden başka ilah yok. tüm varoluş ve içindekiler senin elinde kukla gibidir. hepsinin ipleri senin elindedir. kuklalar kendi kendilerine bana bir şey yapamazlar. kuklaları harekete geçiren ancak sensin. dolayısıyla aslında zarar da fayda da ancak sendendir.
elbette sen de kuluna bela ve sıkıntıyı boşuna vermezsin. onlar benim nefsimin şerrinin karşılığıdır. azmış olan nefsimin terbiyesi içindir. o halde nefsimin şerrini kabul ettim ve onun şerrinden sana iltica ediyorum. beni doğru yola eriştir”.
tekrar ede ede bu bilinci altbeynine, kalbine indiren kişi haliyle, gelmesi muhtemel olan pek çok sıkıntıyı boşa çıkarmış olacaktır. zira zaten o sıkıntılar kişideki bozuk inançların düzeltilmesi ve o kişinin allah’a yönelmesini sağlamak içindi.
diğer yandan insan bilincinin yükselişinin sonu yoktur. yol gittikçe incelmektedir. kimi ince idrak noktalarında bilinci tıkanan kişinin(açılımının sağlanması amacıyla) celale uğraması her zaman ihtimal dahilindedir.



