DiyalektikDin, Evrensel Düzen ve SünetullahGüzel Ahlak vs Kötü AhlakMesnevi KıssalarıSavaşŞeytanŞuur-Yüksek Şuur-Düşük ŞuurToplumsal Bilinç

19 Mayıs 2022 The Economist Kapağı

“Otu bol, yemyeşil bir adada obur bir öküz vardı. gün boyu yayılır, tıka basa yer, semirirdi.

ama akşam oldu mu bir kenara çekilir, “yarın ne yiyeceğim, ya otlar kurur, ya aç kalırsam” diye kuruntulara kapılır, üzülüp kederlenirdi ve üzüntüsünden sabaha kadar erir, zayıflardı.

sabah olunca otların kurumadığını görüp sevinir, yeniden yemyeşil otların içine dalar, yedikçe yer, semirirdi. ama akşam olunca yine aynı kuruntulara kapılıp zayıflar, iğne ipliğe dönerdi” (mesnevi’deki obur öküzün hikayesi)

kaynakların kıt olduğu görüşü materyalist kafa yapısının bir ürünüdür. oysa kaynaklar kıt falan değildir. bilakis kaynaklar sonsuzdur.

her milletin veya toplumun kendine özgü bir tüzel kişiliği ve kendine özgü bir şuuru vardır. bir toplumun refahı işte bu kolektif şuura endekslidir. toplumsal şuur prangalarından kurtulup yükseldikçe, o toplum her açıdan refaha doğru adım atmış olur. ancak toplumsal şuurun yükselişi diyalektik karakterdedir. yani her bir kademe yükseliş için bir antitez aşılmak zorundadır. bu antitez ondaki hastalığın karşıt kutbudur. şuurun tıkanıklığı çoğunlukla savaş, doğal afetler, terör, artan kriminal suçlar, sefalet vs. gibi zorluklarla yüzleştikten ve onları geçtikten sonra giderilir. bir topluma her bir çarpık görüşü için bir bela musallat edilir(türkiye niçin uzun yıllar boyunca teröre maruz kalmıştır bir düşünün! elbette kemalizmin sapkın görüşlerinin bir sonucu ve bedelidir terör).

esasen şuurun yükselişinin hiçbir limiti olmadığı için, bolluğun da bir sınırı yoktur. dolayısıyla rahman olan zat, gerçekte insanlara sınırsız kaynak ihsan etmiştir(rahman= hiçbir ayrım gözetmeden tüm mahlukata bol bol ihsan eden).

yahudiler allah’a cimrilik atfettiler, “allah çok cimridir” dediler. halbuki allah cimri değil, sonsuz cömerttir. kaynakların kıt olduğunu sanmak, yahudi ahlakındandır. tüm materyalistler esasen yahudi zihniyetindedirler.

peki gerçekte kaynaklar sonsuz olmasına rağmen, biz sınırlı olduğuna iman edersek ne olur? elbette o bozuk zannımıza göre muamele görür ve belamızı buluruz. kan gövdeyi götürür. zira tüm devletler bu zanna göre harekete geçerler ve kıt kaynaklar için amansızca savaşırlar. sonuçta azalan nüfus ile yine kaynaklar yeterli hale gelir. kısacası denge öyle veya böyle yine sağlanmış olur. eğer insanlık o bozuk zanda olmasaydı, olaylar başka türlü gelişirdi. belki de toryum reaktörleri geliştirilir ve bedavaya yakın maliyetle sınırsız elektrik üretilirdi. laboratuvarda limitsiz protein ve karbonhidrat sentezlenirdi veya başka türlü bir çözüm üretilirdi…şuur boyutunda çözümler dahi sonsuzdur.

ama ne yazık ki insanlık(şeytanlar tarafından) kaynakların kıt olduğuna inandırılmış durumdadır. bir nevi obur öküz konumuna düşürülmüştür. bu durumda kan ve gözyaşından kaçınmak pek mümkün olmayabilir…

not: kaynakların sonsuz olmasını, gökte tahtında oturan aksakallı bir tanrı var. oradan bize limitsiz rızık yağdırıyor şeklinde anlamamak lazım. işin doğrusu, “evren denilen düzen rasyonel olmak ve o çerçevede davranmak kaydıyla sınırsız kaynak yaratacak şekilde programlanmıştır” şeklindedir. ortada bir kaynak kıtlığı varsa, bu insanın irrasyonel tavrı, kural ihlali ve düşük ahlakı nedeniyledir.

isnetus 20.05.2022 15:15 ~ 16:16

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu