Din, Evrensel Düzen ve SünetullahHakikatHatem'ül Enbiya (sav)İman ve İnkarNübüvvet vs. VelayetNurSahabe-i Kiram - 4 Halife - Ehl-i BeytSevap ve GünahTasavvuf (Seyr-i Süluk)Zikir (Titreşim Frekansı)

8 Aydır Arabistan’da Alıkonulan Aile

Dinin hakikati kavgayı kaldırmaktır.

önce kişinin iç alemindeki kavgaları yok etmek,

sonra insanlarla olan kavgalarına son vermek,

sonra da kişinin evren ile olan kavgasını bitirmektir.

böylece ortaya islam, yani hakka ve hakikate tam teslim olmuş, barışı ve huzuru bulmuş kişi çıkar.

bir çocuk bile gelip peygamber efendimizin elinden tutar, çeke çeke istediği yere götürüp problemini çözdürürdü. bu yüzden “mümin kuzu gibidir” denilmiştir.

mescitte konuşulmaz, hatta konuşan varsa onlara “sus” bile denilmez. dolayısıyla kabede de konuşulmaz ve kavga edilmez. hatta bizler üstünde yaşadığımız şu dünyayı tümüyle mescit bilelim ve hiç unutmayalım: mescitte konuşulmaz…konuşana “sus” bile denilmez. biz yalnızca hakkı konuşalım. zira o beşer konuşması değildir, o ancak bir zikirdir.

yaşadığımız dönemin hallerinden anlaşılan odur ki, dinin özü ve hakikati olan “nur” çoktandır kayıp ve sırra kadem basmış durumdadır. geriye sadece kuru bir kabuk ve şekil bırakarak bizleri terk etmiş ve çekip gitmiştir. ancak eşya elbette boşluk kabul etmez. eğer bir yer boşalırsa, o boşluğu mutlaka başka bir şey doldurur. dinin hakikati olan “nur” kaybolunca, yerini dolduran da “nar” olmuştur. işte o nar, dini din olmaktan çıkarıp nevroza dönüştürmüştür.

kişinin içindeki nar(ateş, iç gerilim) ne kadar harlı ise, nevrozu da o kadar şiddetli olur. hatta o kimsenin sıkı dindarlığı faziletine değil, nevrozunun şiddetine delalet eder. böyle bir dinden kimseye fayda gelmez. ne kendine, ne ailesine, ne çevresine, ne milletine, ne de insanlığa…bilakis çevrede tepki uyandırarak küfür ve inkarı teşvik eder. bu noktada ortadoğu kaynaklı dini(!) ekollerin müstesna bir becerisi vardır.

tasavvuf ehli işte tam bu noktada çözüm üretmiş ve peygamber efendimizin haber verdiği “müferridun” adlı tayfayı teşkil etmiştir.

resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:

— “müferridûn sizi geçti”(bu cüzi ve kısmi bir üstünlüktür. genel üstünlük sahabenindir).

ashâb-ı kirâm:

— “müferridûn kimlerdir ey allah’ın resûlü?” diye sordular. resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

— “onlar, allah’ı zikretmeye kendilerini kaptıran ve ona tutkuyla bağlanan kimselerdir (el-müstehterûne fî zikrillah). zikir onların ağır yüklerini (günahlarını) sırtlarından indirmiştir; böylece onlar kıyamet gününe hafiflemiş olarak gelirler.” (tirmizî, deavât, 89; taberânî, el-mu’cemü’l-kebîr)

not: tasavvufun sunduğu çözüm bireysel ölçektedir, toplumsal değildir. zira toplumsal çözüm için velayet nuru değil, nübüvvet nuru gerekir. onun ehli de vakti gelince çıkacaktır.

isnetus 22.09.2026 11:08 ~ 16:35

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu