Dinlerin Hiçbir Yararının Olmaması
Orijini itibariyle dinler asla birer öğreti veya dogma değillerdir. dinler varoluşa katılmaktan doğan bir yaşantıdır. bu yaşantıya sahip kimseler egolarını eritmiş ve bütüne katılmışlardır, testi kırılmış ve testinin içindeki su denize dökülmüştür dolayısıyla onlar bütünün bilgisine sahiplerdir.
zaman ve mekan üstü olan bu külli bilgi, toplumun talepleri ve ihtiyaçları doğrultusunda çözümler üretince, ister istemez zaman ve mekan kaydına girer. daha doğrusu zaman-mekan kaydına giren olgu, hakikatin belli zaman-mekan şartlarında donması, materyalize olmasıdır.
donan bilgi şekli itibariyle zamanidir fakat özü itibariyle zaman ötesidir. bu donan bilgi zaman içinde iktidarların hegemonya aracına dönüştürülür. bu süreç kaçınılmazdır. işte o zaman ya yeni bir Peygamber gelir, ya da o vazife evliyadan bir zata yaptırılır. yani dini yenileme ve saf olan aslına irca/indirgeme operasyonu…
netice itibariyle, bütün peygamberler ve davetçi evliyalar daima kendi toplumlarından çok büyük bir direnç ve muhalefet görmüşlerdir. bir çoğu da öldürülmüştür. kısacası dinler orijini itibariyle toplumda barışı ve huzuru tesis etmek içindir ancak iktidarların dogmaya dönüştürdüğü yapma dinler ise birer savaş ve mücadele aracıdırlar. en başta da iktidarları koruma aracıdırlar.
faraza o yapma dinleri iktidar elitlerinin elinden almak mümkün olsaydı, onlar hemen başka bir tane uydururlardı, merak etmeyin. çünkü yalnızca kaba güçle iktidarı sürdürmek mümkün değildir. toplum üzerinde ideolojik hegemonya kurmak şarttır.
orijin din şöyle bir şey:
âriyet isimlere kafanı takma sakın!
zîrâ hakk sana, bil ki, şah damarından yakın!
donmuş suya “buz” dersen, bu, âriyet isimdir.
sende “benlik” vehmini sağlayansa cisimdir.
aslına bakarsan buz düpedüz sudur ancak.
bir düşün! kim, bu cismin ardında açmış sancak?
esmâ’ tecellîsiyle aldatma sen kendini!
fehmeyle zât’ını da yok et vehmin fendini!
bu idrâkî mi’râcla mutlak saîd olursun;
bir gün gelir hakk’ı da hakk-el-yakîn bulursun.
(ganiyi muhtefi)
âriyet: ödünç, eğreti, geçici
hakkel yakin: kuru bilgi olarak değil, tadarak, yaşantı halinde.



