
Cumhuriyet Ne Zaman Yalan Ne Zaman Gerçektir
Mesela antik yunan’daki “atina cumhuriyeti” gerçektir. ancak roma’daki cumhuriyet tamamen yalandır ve aristokrasinin(büyük toprak sahiplerinin), iktidara el koymasının bir kılıfıdır.
niçin mi?
atina deniz ticareti ile zengin olmuş bir kent devleti idi. yani zenginliğini büyük ölçüde ticarete borçlu idi. bu nedenle atina’yı dünyanın ilkel de olsa, ilk proto-burjuva devleti saymamız mümkün olabilir.
işte bu yüzden atina gerçek bir cumhuriyettir. zira cumhuriyet dediğimiz rejim, burjuva toplumlarının, yani gelirinin çoğunu sanayi ve ticaretten elde eden toplumların rejimidir.
roma ise tipik bir tarım toplumu idi ve iktidar büyük toprak sahiplerinden oluşan senatoda temerküz etmişti. her tarım toplumunda monark(kral, padişah vs.) ve büyük toprak sahibi soylular arasında mutlaka ama mutlaka bir iktidar çekişmesi vuku bulur. ibre bazen soylulara, bazen de monark tarafına kayar. şartlara ve zamana bağlı olarak sürekli bu türden bir dalgalanma hareketi görülür.
bu noktada roma ve osmanlı iki zıt ucu veya kutbu temsil ederler. roma, soyluların kralı tamamen kovduğu ve iktidarı ele aldığı bir sistemi temsil ederken; osmanlı, soyluların tamamen yok edildiği ve gücün tümüyle monarka bırakıldığı bir sistemi temsil eder(ancak mutlak bir yok ediş teknik olarak mümkün değildir. soyluların devşirmeler ile ikamesi, zayıf ve bağımlı da olsa yine bir tür soylu sınıfın oluşumuna sebebiyet vermiştir).
roma senatosu krallığın tekrar gelmemesi için mümkün olabilecek en ekstrem tedbirleri almıştı. buna göre senato bir yıllığına iki konsül seçiyor ve yürütme ve orduya komuta etme yetkisini onlara bırakıyordu. bir yıllığına seçiyordu ki, koltuğa kök salamasınlar; iki tane konsül seçiyordu ki, birbirleri ile rekabet ederken iktidarı tekellerine alamasınlar…orduya bile konsüller dönüşümlü olarak komuta ediyorlardı. bir gün birisi, ertesi gün diğeri…
kısacası roma toprak sahibi asillerin cumhuriyet kisvesi altında iktidara el koyduğu bir devletten ibaret idi. bu yapay durumu ileri aşamalarda sürdürmek mümkün olmadı ve iş aslına döndü. augustus ile monarklar fiiliyatta tekrar gücü ele geçirdiler.
şimdi gelelim türkiye’ye…
türkiye’de 1923 yılında sahiden cumhuriyet rejimi kurulmuş mudur?
elbette cevabımız “hayır” olmak zorundadır. tamamen geri kalmış, ilkel bir ortaçağ tarım toplumunda cumhuriyet ilanı sadece tabela değişikliğinden ibarettir. batının sanayileşmiş devletlerinden kurumların yüzeysel olarak kopyalanması, onları gerçek kılmaz. zira o kurumlar endüstrileşmenin sonucunda ortaya çıkmışlardır ve tarım toplumuna nakilleri mümkün değildir. cebri olarak nakledilirlerse, sembolik olmaktan öteye gidemezler(nitekim bunun tersi de doğrudur. ingiltere gibi modern bir sanayi ülkesinde “krallık” sadece semboliktir. gerçekte ve fiiliyatta ise ingiltere bir cumhuriyettir).
türkiye ne zaman ki modern bir sanayi toplumu olarak tahakkuk eder, işte o zaman türkiye’yi “cumhuriyet” olarak anmak hak olur.



