
Cennet de Bu Dünyada Cehennem de
Bu söz genel olarak ahireti inkar anlamı taşır. ilaveten dinin halkı uyuşturmak için kullanıldığı ve bunu yapan yönetici kesimin cenneti kendileri için peşin isterken, halka vadeli sunduğu ve onların cennetini ölüm ötesine attığı vurgulanır.
tipik bir materyalist bakış açısıdır bu. zira şuuru maddede kilitlenmiş kalmış olan kimselerde ebediyet vehmi vardır. bunlar öleceklerine inanmazlar. ölen hep başkalarıdır. o yüzden ölen biri için “aramızdan ayrıldı” derler; çünkü kendileri kazık çakmıştır bu dünyaya. (hepimizin nefsi böyledir. nefs, ölümle karşı karşıya kalıncaya dek, öleceğine inanmaz).
evet bu söz ahireti inkar anlamında söylenir ve bu açıdan son derece çarpık bir bilgidir. ancak şöyle de bir hikmet vardır ki, hiç kimse hakikate mutlak aykırı söz söyleyemez. yani illa o sözün doğru olduğu bir bağlam vardır demek oluyor bu.
klasik anlatıma göre ahiret, cennet, cehennem, hesap kitap öldükten sonra karşılaşılacak işlerdir. ancak esasen bunlar ahiret hakikatinin eski devrin insanlarının anlayacağı şekilde açılmasından ibarettir ve günümüz insanına faydalı olmaktan uzaktır; çünkü çözdüğünden daha fazla soruya neden olmaktadır günümüz insanının zihninde.
işin doğrusu ise şudur: dünya oluş yeridir. ahiret ise ancak görüş yeridir. ahirette yeni bir şey olmaz. sadece dünyada olanlar görünür hale gelir. dünyadaki tüm oluşların özü ise bizi zıtlarla karşı karşıya bırakarak diyalektiği işletmesi ve şuurun yüksek mertebelerine çıkmaya zorlamasıdır. dünyanın değeri işte buradan kaynaklanmaktadır. dünyanın kötülüğü, şerri diyalektiğin olumsuz ayağını(antitez) oluşturarak bizim şuur mertebelerinde yükselmemizi sağlamaktadır. dünya harici bir ortamda bu işlemin olması mümkün değildir.
sonuçta şuur mertebelerinde yükseldikçe bu evrenin sırları bize görünür olmaya başlar. işte bu hakikatler bize zahir oldukça ahlaki bir dönüşüm geçirmemiz kaçınılmazdır. güzel ahlak ise cennetin çekirdeğidir. dünyada dahi bize cenneti yani kalp huzurunu ve mutluluğu verdiği gibi ahirette bize cennetler şeklinde açılacaktır. şuurdaki kazanımlar zamana tâbî olmadığı için de bu güzellikler ebediyen devam edecektir. maddi olgular ise zaman bağlı olduklarından geçicidirler. mesela dün yediğim yemek artık yok; ama dün öğrendiğim bilgi halen benimle. yarın da benimle olacak hatta ebediyen benimle olmaya devam edecek. işte cennetin ağaçlarından bir meyve koparıldığında yerine hemen yenisinin gelmesi budur.
dolayısıyla cennet şuurun üst mertebeleri, cehennem ise şuurun alt mertebeleri olmaktadır. alt mertebeler ise kötü ahlak demektir. orada ego, savaş, paylaşım kavgası, kan, göz yaşı ve zulüm vardır. bu anlamda cennet de cehennem de dünyadadır. ancak şu da vardır ki, ölümden sonra madde ve tabiat perdesi kalkar ve bilinç bedenimiz artık fizik bedenimiz haline gelir ve de yaşayacağımız ortamı oluşturur. sonuçta dünyada yaşarken ulaştığımız bilinç ebediyet kazanır.



