
Bugün bir arkadaşım sabah israil’e karşı hizbünnasr duasını okuduğunu söyledi.
çok iyi bir şey yaptığını zannediyor aklınca.
eğer bir kimse beddua eder, kahriye okur, kahır esmalarını çekerse, haliyle esma önce o kişinin kalbinde(altbeyninde) açığa çıkar, ancak ondan sonra hedefe yönlenir.
peki kişi kahır manaları ve enerjileri ile şarj olduğunda neler olur biliyor musunuz?
esmaların enerjileri okuyan kişiyi kontrol ederler, onda negatif özellikler bulurlarsa önce o negatiflikleri yakmaya başlarlar. zira kahır esmalarının tek bildiği yöntem budur. bunu kötülük için değil, onu temizlemek için yaparlar. ancak bu operasyonun bizim dünyamızdaki karşılığı şiddetli bela, hastalık, musibet hatta ileri durumlarda ölüm demektir(bu arkadaşa hemen istiğfar etmesini ve bir daha asla kahriye okumamasını tavsiye ettim).
biz ahir zaman insanlarıyız. her yanımız baştan aşağı eksiklik, kusur ve negatif özelliklerle doludur. bu nedenle bizim beddua etmemiz, kahır esması veya kahriye okumamız çılgınlıktan başka bir şey değildir. kendi elimizle kendimizi helak etmekten kaçınmamız aklın gereğidir.
duamızda negatif manalar olmamalıdır. zalimi helak et şeklinde değil, “allah’ım bizi affet, günahlarımızı ve şerlerimizi bağışla, lütfu kereminden hayra tebdil et, bize maddi manevi nimetlerini yağdır, maddi manevi sıhhat ihsan eyle, ipleri senin elinde olan celali kullarını üzerimize sevk etme, bizi cemalinle terbiye et” şeklinde hep pozitif manalar içerecek şekilde olmalıdır.
“ben beddua ettim, kahriye okudum bir şey olmadı” diyenler de çoktur. onlar düşük bilinç nedeniyle esmaları tecelli ettiremeyenlerdir.
bu işin bir diğer yönü de vardır elbet. hizbünnasr gibi dualar durduk yere ortaya çıkmamıştır. o işin dahi ehli vardır. görevli zatlar kaderin hükmü belirince, ilgilisine o dehşetli enerjileri yönlendirip helakına vesile olurlar. ancak unutmayalım, onlar sadece kaderin hükmünü yerine getiren görevlilerdir. kendi keyiflerince iş yapmazlar, yapamazlar. mesela zulümleri haddi aşmış olan japonları, allah amerikalıların eliyle kahretmiştir. manevi görevliler, demir tozlarını hizaya sokan manyetik alan üreteçleri gibidir, yani maddi oluşların ortaya çıkması için gereken ve arka planda işe gören enerji alanlarını üretirler.



