
Güçlü Kadın Denince Akla Gelen İlk Kişi
Güçlü kadın yoktur; yalnızca güçlü rolü yapan kadın vardır.
hatta size daha garibini söyleyeyim; güçlü erkek de yoktur…
çünkü insanın zati sıfatı acizliktir. zati sıfat nedir biliyor musunuz? zatından ayrılmayan özellik demektir. mesela bir zencinin siyahlığı zati sıfattır ve asla ondan ayrılmaz. zonguldak’taki kömür madencisinin siyahlığı ise zati değil, arızi yani yüzeysel sıfattır ve o siyahlık geçicidir.
işte bu acizlik sıfatı var ya, insanı nerelere savurur bir bilseniz…
kendini içten içe yiyip bitiren o acizlik hissiyatından ve sonuçları olan korku, endişe ve emniyetsizlk hissinden kurtulmak için insan her yola başvurur.
kimi silahlara merak salar, kimi dövüş sporları çalışır, kimi asker polis olur, kimi mafya olur, kimi yüksek makam mevki sahibi olur vs…böylece kendini güçlü hissetmeye çalışır hepsi. yüksek makam mevki sahiplerinin koltuklarına yapışmalarının sebebi de işte budur. makamlarını terk edip sıradan bir vatandaş olsalar sudan çıkmış balığa döneceklerdir çünkü ve eskisi gibi emniyetsizlik hissine düşeceklerdir. bundan ölümüne korkarlar.
ancak bu sayılan çözüm yollarının hepsi sahtedir. sahte çözüm yollarına başvurup kendini güçlülük yalanına ve vehmine kaptıranların er geç gerçeklerin katı duvarına çarpıp darmadağın olması kaçınılmazdır.
insana bu kadar büyük bir acizliğin takılmasının elbette derin hikmeti vardır. zira her hakikat ancak kendi karşıtı aracılığı ile açığa çıkar. mesela çirkinlik diye bir şey olmasaydı, güzellik asla açığa çıkamaz ve bilinemezdi.
tanrının mutlak yani sonsuz kuvvet ve kudretinin açığa çıkması ve bilinir olması için insanın bu kadar aciz olması gerekmiştir.
insan eğer acizliğinin sonuçları olan korku, endişe ve güvende olmama ızdırabından kurtulmak için sahte çözümlere başvurmasaydı ve işin aslına yani hakka yönelseydi, elbette istediğine fazlasıyla kavuşacaktı.
bunun için bir kez hakkıyla “lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh” demesi yeterlidir. bu tesbihi hakkıyla söyleyen kimsede ilahi kudret açığa çıkmaya başlar. ilahi kudret gelince de artık onun önünde hiçbir izafi gücün durması mümkün değildir. o kimse artık kainata meydan okuyacak hale erişmiştir. bu nedenle “la havle” tüm dertlerin çözümüdür. bu tesbihin halledemeyeceği hiçbir sorun asla yoktur(la havle kader limitlerine saygı gösterir ve yazgıya aykırı iş yapmaz. onu da unutmayalım).
diğer yandan, bir kez hakkıyla “lâ havle”yi nasıl söyleyeceğiz derseniz işte orası biraz çetrefildir. o sözü bir kez hakkıyla söyleyebilmek için, belki de öncesinde yüzbinlerce kez alıştırma yapmış olmak gerekmektedir.



