
Menzil Cemaati 1
Daha önce tarikatlara niçin sıcak bakmadığımı ve sebeplerini şurada (bkz: #53509401) açıklamıştım.
ancak bizim görüşlerimizin fiilî duruma pek fazla bir etkisi olmuyor. kitleler nezdinde her şey “eski hamam, eski tas” şeklinde sürüp gidiyor.
bu durumda ne yapılmalı?
hemen klasik kemalist tepkilerle, yasakçı zihniyetlerle mi mevzuya yaklaşalım? yasakçılığın, baskının, zulmün sonunun ne olduğunu hep beraber gördük. baskı demek, takiyye demektir, fetö demektir, “sızıntı” demektir…
kanaatimce çözüm şeffaflıkta yatmaktadır. türkiye’de tüm dini gruplar, cemaatler, tarikatlar özgürce faaliyet gösterebilmeli, dilediklerince örgütlenebilmeli, görüşlerini de serbestçe açıklayabilmelidirler. tek bir şartla! kanunen belirlenmiş sınırlar içinde tam bir şeffaflıkla davranmak koşuluyla…kimse baskıya maruz kalıp, yer altına itilmemelidir.
derneklerin, vakıfların üyeleri, başkanları, sorumluları açıkça herkes tarafından bilinmelidir. gelirleri, muhasebeleri de açık ve denetlenebilir olmalıdır.
amerika’da binlerce dini grup faaliyet göstermekte ama onlara tanınan haklar, kanuni güvenceler sebebiyle herhangi bir sorun çıkmamaktadır. biz de konuya medenice yaklaşmayı becerebilirsek, neden sorun çıksın?



