Ayrıntıda Boğulmak
Bir insan hakka ne kadar uzak ise, o nispette fikri dağınık ve ayrıntıya müptela olur. lafı veya yazıyı uzattıkça uzatır ve bir türlü sadede gelemez. söylediği sözün veya yazdığı yazının ana fikri nedir diye şöyle bir baksanız, sükut-u hayale uğrarsınız. ya ana fikir diye bir şey yoktur ya da dağ fare doğurur. böyle adamların sözünü dinlemek, yazısını, kitabını okumak zararlıdır. aklı ve kalbi dağıtır, tahrip eder.
hakka ve hakikate yaklaştıkça murakabe, yoğunlaşma ve konsantrasyon kabiliyeti de artar; buna paralel olarak da fikirler, düşünceler derlenir toparlanır ve hizaya girer; kışrından kabuğundan kurtulur, özlü hale gelir.
hakikat ehli bir zatın sözleri derindir; çok anlamlı ve çok katlıdır. az sözle çok manalar ifade edebilir. mertebesi yükseldikçe bu özelliği daha da artar. ancak aradaki mesafe açıldıkça insanlar tarafından anlaşılması da gittikçe güçleşir. tuhaftır ki, o çok boyutlu sözler derinliğinden dolayı gizlenir, algılanamaz olur. sıradan bir kişi, o sözlerin yalnızca kendi şuuruna teğet geçen boyutu ile muhatap olduğu için hakikat ehlinin sözlerini basit görebilir.
bakın mevlana’ya! aslan, kurt, çakal, tilki…müstehcen hikayeler… vs. anlatıyor. ancak biraz dikkat eden, oradaki saf manalara intikal edebiliyor ve zaman içinde de daha yüksek anlam katlarına tırmanabiliyor.
mesnevi’yi anlamak zor olmasına rağmen yine de kolaydır; çünkü bir de onun ötesi var ki, basitlik perdesi altında sonsuz okyanuslar saklıyor.



