EvliyalarAhir Zaman-KıyametBoyutsal KatmanlarHakikatKabir ve Berzah AlemiKainat ve İnsanNefs, Benlik-Ego

Ben Öldükten Sonra Dünyanın Devam Etmesi 2

Nasrettin hoca’ya dünyanın merkezi neresidir diye soruyorlar. o da “işte ayağımı bastığım şu yerdir” diyor. muhataplarının pek de inanmadığını görünce, “inanmıyorsanız ölçün” diye mukabele ediyor.

hoca arif adamdır. elbette sözü doğrudur veya doğruya yakındır diyebiliriz. eğer dünyamızı mükemmel bir küre kabul edersek, dünyanın merkezi ayağımızı bastığımız herhangi bir yerdir(kürenin kutuplardan az basık olduğu gerçeğini ihmal ettik).

yine bizim bilimperestlerin meşhur bir argümanı vardır: “eski cahil insanlar dünyayı evrenin merkezi kabul etmişler, halbuki bırakın evreni, gezegen sistemimizin bile merkezi dünya değil güneştir” derler. oysa hiçbir sabitenin olmadığı ve her cismin birbiri etrafında döndüğü sonsuz uzayda, evrenin merkezi ben nereyi kabul edersem orasıdır.

şimdi burada zikrettiğimiz manayı son haddine kadar götürseydik ne görürdük?

evet ancak “evrenin merkezi benim” gerçeğini görürdük.

bu sözü bir tür mantık oyunu sanmayınız. hakikatin ta kendisidir…

yuvarlak koşu pistlerinde sporcuların dizilimini görmüşsünüzdür. en iç kulvardaki koşucu en geride konumlanmış, en dış kulvardaki sporcu ise en ileride konumlanmış durumdadır. sporcuların aynı hizada değil de arka arkaya konumlanması, içteki kulvarların dıştakilere göre kısa olması yüzündendir. ancak sporcular finiş çizgisine yaklaştıkça bu relatif dizilim etkisini kaybedecek ve tam finiş çizgisinde artık relatif dizilimin etkisi sıfırlanacaktır.

ilk insandan son insana kadarki tarihsel dizilimi de tıpkı yuvarlak koşu pistindeki relatif ardışıklık olarak değerlendirebiliriz. bizden binlerce yıl önce dünyaya gelmiş ve yaşayıp ölmüş insanlar, aslında hiç de sandığımız gibi toprak altında beklemiyorlar.

her koşucu finiş çizgisine(ölüm anına) ulaştığında tüm relatif etki sıfırlanmış oluyor. bu ne demek biliyor musunuz?

ben öldüğüm anda artık dünyanın ve evrenin de sonu gelmiş demek oluyor; elbette benimle beraber diğer tüm insanların da sonu gelmiş oluyor… yoksa ben öldüm toprak altında yatıyorum, diğer insanlar ise hayatını yaşamaya devam ediyor. yok öyle bir şey…eski dönemlerde bu gerçeği insanlara anlatmak pek mümkün değildi. ancak günümüzde zamanın relatif olduğu büyük ölçüde anlaşıldığı için, artık anlamak da anlatmak da kolaylaşmıştır(yine de geçmiş dönemlerin hakikat ehli kişinin ölümünü “küçük kıyamet” olarak kodlamış ve ilgilisine mesajı vermiştir).

peki ben finiş çizgisine(ölüm anına) ulaştığımda relatif etki tamamen sıfırlandı ve benimle beraber tüm insanlığın da sonu geldi, hatta evrenin de ömrü bitti ve kıyamet koptu, peki sonra ne oluyor?

az bir müddet sonra hepimiz mahşer meydanına kalkıyoruz, bambaşka bir boyutta ve gerçeklikte… eğer bize kabirde ne kadar kaldınız diye soracak olsalardı, sadece “bir kaç saat” diyebilirdik, başka da bir şey diyemezdik…

isnetus 18.03.2026 12:13 ~ 13:21

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram, twitter ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu