Dünya ve AhiretDiyalektikHayatın Anlamıİman ve İnkarNefs, Benlik-EgoRuh

Evliler Mi Bekarlar Mı Daha Mutlu

Öncelikle şunu belirtelim: dünya mutlu olma yeri değildir.

ruh, allah’ı biliyordu, o’na karşı sevgisi ve şevki çoktu. yegane gayesi de allah’a daha yakın olmaktı.

ruh sordu: “allah’a daha yakın olmak için ne yapmalıyım?”.

o’na dendi ki:

“eğer allah’a daha yakın olmak istiyorsan, dünya adlı evrenin en alt boyutunda yer alan gezegene inecek ve zıtlar(karşıt manalar) ile yüzleşeceksin. sen şu anki aleminde sadece sevgiyi biliyorsun; ama “sevgisizlik nedir, nefret nedir” haberin bile yok. “cömertliği biliyorsun, cimriliği bilmiyorsun”. “adaleti biliyorsun, zulmü bilmiyorsun”. “mutluluk ve huzuru biliyorsun; evham, korku, kaygı ve endişeyi bilmiyorsun”. “imanı biliyor, inkarı bilmiyorsun”. bunun gibi sendeki sayısız mananın her birinin teker teker karanlık karşıtları vardır dünyada.

dünya bir er meydanıdır. varsa yüreğin buyur geç otur koltuğa. seni dünya adlı matrikse, sanal gerçeklik alemine indirelim. oranın materyalinden bir avatar beden edinir ve dünya deneyimine başlarsın.

ancak unutma, indiğin anda şu anki tüm bilgilerini unutacak ve sıfırdan başlayacaksın. eğer karşıt manalarla başarılı bir şekilde yüzleşirsen ve onları aşmayı başarırsan, çok büyük olgunluk kazanmış olarak geri döner ve istediğini elde etmiş olursun. bu olgunluk o çok istediğin hakka yakınlığı sana sağlayacaktır. yok eğer karşıt manalara kapılıp gidersen, dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da olursun. buraya müflis olarak dönersin. riski görüyor ve kabul ediyor musun?”(örnek: dünyevi beden veya avatar beden bilincimiz yani nefsimiz şiddetle inkar üzeredir. onu aşıp iman edebilecek miyiz? şiddetle cimridir. o cimriliği mağlup edip cömert olabilecek miyiz? diğer tüm manaları bu örneğe kıyas ediniz).

ruh, allah’a olan iştiyakının çokluğundan tereddüt bile etmeden riski gördü ve matriks koltuğuna oturdu. dünya denen ortamda zıtların deneyiminden geçti.

vakti gelince, matriks koltuğunda oturan ruhun fişi çekildi ve ruh koltukta tekrar uyandı. o anda her şeyi birden hatırladı. dünya deneyiminde karşıt manalara kapılıp gidenler öyle bir ah etti ki, o çığlık göklerde yankılandı. zira dünya deneyiminden hiçbir şey elde edemediği gibi, bir de üstüne tüm negatif kayıtları edinmişti. artık o negatif kayıtlar onu her daim yakacaktı.

dünya ortamını hakkıyla değerlendirenler ise sonsuz sevince boğuldular. onlar sağ ehli ve mukarrepler(yakınlar) olarak adlandırıldılar.

sonuç: dünyada mutluluk aramak beyhude bir çabadır. dünya gayret meydanıdır. zıtlarla savaş ortamıdır ve bir marifet okuludur. stres bu ortamın normalidir. hakikat ehlini kendimize örnek alıp işimize bakalım. mutluluğu bulamasak bile iç alemimizde huzuru bulabiliriz belki. içten içe doğru yolda olduğumuzu hissedeceğiz çünkü. huzur, kişinin doğru yol üzerinde olduğunun alametidir ve hakka yaklaştıkça huzur yoğunlaşacaktır. ayrıca o matriks koltuğunu uzaklarda aramayalım. o koltuk dahi iç boyutlarımızda el an mevcut ve faaldir.

isnetus 03.06.2025 08:28 ~ 09:29

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram, twitter ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu