Din, Evrensel Düzen ve SünetullahBumerang KanunuDua ve Bumerang KanunuRabb

Hesaplaşma

Musallat(bkz: #96767121) makalesini okuduktan sonra bir arkadaş bana soruyor “eee…biz kimle hesaplaşacağız peki?”

ona bir sürü adaletsizlik, haksızlık yapan insanlar var. onlara karşı pusuya yatan ve hesaplaşma anını gözleyen arkadaşın tüm dünyası allak bullak olmuş haliyle.

ona, “hesaplaşacak kimse yok, kendimizle hesaplaşıyoruz yalnızca” dedim. mekanizma şu şekilde işliyor: bir kimse tüm düşünce, niyet ve filleri ile otomatik olarak allah’tan bir giysi, rol talep etmiş oluyor. tam ona uygun rol, giysi ihsan ediliyor. artık o kimse senaristin yazdığı rolü oynamak zorunda.

mesela senarist çektiği kozmik filme hırsız, sapık, zalim, fitneci vs. rolleri dahi koymuş ve kıyafetlerini hazır etmiş… ancak kimseyi bu rollere zorlamıyor senarist. bir takım insanlar kendi hür iradeleri ile o rolleri kabul ediyorlar. düşünceleri, niyetleri, halleri, sözleri, fiilleri ile kendini o role, o giysiye münasip hale getiriyorlar. o giysiyi bir kez giyen artık senaristin yazdıklarını oynamak zorunda. elbette kendini değiştirenin rolü giysisi de anında değişebilir. herkesin bu hakkı saklıdır.

burada diğer önemli nokta, zâhir ile bâtının hükümlerinin ayrı ayrı olduğunu ve birbirine karıştırmamak gerektiğini bilmektir. tasavvuf ehlinin bir kısmının saçma sapan davranmasına yol açan, zâhir ile bâtının hükümlerini karıştırmaktır. halbuki zâhir ile bâtın iki denizdir. aralarında bir perde vardır. birbirine karışmazlar.

“birinin suyu tatlı ve serinletici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip, aralarında da karışmalarını önleyen bir perde koyan, allah’tır” (furkan 53)

bize karşı yanlış yapan birine “bana böyle davranan hakk’tır, öyleyse gülümseyeyim” deyip tuhaf tuhaf davranışlar sergilemek olmayacak iştir. zâhirde nasıl davranılması uygunsa, öyle davranılmalıdır. eğer işin içinden çıkamıyorsak, “zâhir boyutunun olgun insanları böyle bir durumda nasıl davranırdı?” diye kendimize sorup, o şekilde mukabele edebiliriz. hatta o tür kimselere danışabiliriz.

kendi kendimizle baş başa kaldığımızda ise hepsinin hakkın bize muamelesi olduğunu, her isim ve resim altında bize görünenin o olduğunu, bize kendimizi, kendi içimizdekini gösterdiğini bilmeliyiz…ve en önemlisi kendimizi değiştirmediğimiz müddetçe, gördüklerimiz de değişmeyecektir. zira iç boyutumuz harice otomatik olarak yansımaktadır; olaylar ve kişiler olarak karşımıza çıkmaktadır. Allah evren adlı yazılımı o şekilde kodlamıştır çünkü.

isnetus 25.10.2019 10:58

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu