Merhamet 1
Hepimiz her gün elîm hadiselerle, dehşet verici olaylarla karşılaşıyor ve kendi içimizde muhasebesini yapmak zorunda kalıyoruz. içimiz sızlıyor, yüreğimiz burkuluyor.
türkiye’nin en ücra bir köşesinde, hatta dünyanın herhangi bir köşesinde cereyan eden vahim bir olay, aynı gün bizlere servis ediliyor. yaşadıkları dar çevrelere adeta hapsolmuş eski devrin insanları için hayal dahi edilemez durumlardı bunlar.
onların kalplerine mukayyet olmaları kolaydı; ancak iletişim devrimi bizi bu açıdan oldukça zora sokmuş durumda. zira sürekli dehşet verici hadiselerle karşılaşan insan, bu halin üstesinden gelemeyebilir. ya zamanla duyguları nasırlaşır, bir şey hissedemez olur; ya da hassasiyet damarı gerilip nevrotik davranışlar göstermeye başlar.
hatta işi tanrıyı suçlamaya götürenler de olacaktır. kimisi de doğrudan, “eğer tanrı var olsaydı bu kadar acı bir duruma izin vermezdi” deyip kestirmeden inkara gidecektir.
tüm bunlar eksik yargılardır ve cüzi insan bilincinin, sınırlı verileri işleyip sonuç almaya çalışmasından kaynaklanır. evrensel bilinç ise varoluşun en başından sonuna kadar tüm veriye sahiptir ve hüküm verirken hepsini işlemden geçirir(ya hasîb*). dolayısıyla sınırlı ile sınırsız olanın ulaştığı sonuçların farklı olması gayet normaldir.
bu nedenle acı bir olayla karşılaştığımızda elbette insan olarak üzülmeli ve elimizden gelen bir şey varsa yapmalıyız. ancak iç alemimizde asla sarsıntıya yol açmasına izin vermemeli ve o olayın sonsuz bilinç sahibinin ezeldeki bir takdiri olduğunu gönül hoşluğu ile kabullenmeliyiz. zira bir beşer olarak bize ne kadar acı görünürse görünsün, öyle takdir edilmiştir ve bu sonsuz hikmetin bir gereğidir. biz anlayamasak da durum budur.
bir de insanların acılarını kazanç ve menfaat kapısı olarak gören menfur insanlar vardır. adi dolandırıcılardan tutun da nette tık almak için bu yola tevessül edenlere kadar çeşit çeşittir bunlar. bu güruha elimizden gelen en sert tepkiyi göstermemiz gerekiyor. çok sefih insanlardır bunlar ve yaptıkları da direkt tahribattır ve toplumun altını oymaktır.



