
Dini siyasi bir ideolojiye indirgeyen müslümanlardır.
en bariz özellikleri “biz ve onlar” duygusuna sahip olmalarıdır.
ideolojiye indirgedikleri dini bir sekt kurmak için kullanırlar. basit bir memeli hayvan dürtüsüdür aslında bu. tabiat seviyesindeki bilinç, bütünden kopmuş olduğu için kendiniz yalnız ve çaresiz hisseder. ancak bir sürüye aidiyet ile bir parça teskin olur ve güvenlik hissine kavuşur.
bunların hayatı, her şeyleri o sekte ve o çerçevede kurdukları ilişkilere bağlıdır; parası, geçimi, arkadaşları hep oradandır.
tüm bu yapıyı ayakta tutan çimento da dinden indirgedikleri ideolojidir. belki her sözlerinin arkasında ayet hadis vardır. ancak o ayet ve hadislerin ruhuna yüzde yüz aykırı düşmüşlerdir de haberleri yoktur.
din yani evrensel düzenin(devlet-i aliye’nin) kuralları senden teslimiyet ister; çünkü evrenin kuralları ile uyumu yakalarsan, altbeyin olarak yükselmenin yolu açılacaktır sana. böylelikle sen tabiatın basit bir memeli hayvanı olmaktan kurtulur ve yüksek altbeyin bilincine sahip değerli bir canlıya dönüşürsün. bu alemde kişinin değeri ancak onun altbeyin bilinci kadardır.
onların yaptığı ise dini tabiat seviyesi bir düzen inşa etmek için yapı malzemesi olarak kullanmaktan ibarettir. yani adam bildiğin efendiye köle muamelesi yapmaktadır. dine hizmet etmek yerine onu kullanmaktadır. elbette bunu ancak zannında yapabilir; gerçekte yapamaz. böylelikle de tabiat seviyesi şuurda çakılı kalmakta ve egosunun kölesi olmaktadır.
bunlara hakkı anlattığınız zaman kesinlikle karşı çıkarlar. üstelik bunu öyle düpedüz de yapmazlar. önünüze ayetler, hadisler koyarlar. güya sizi allah’la karşı karşıya getirirler.
sözlerinin hepsi boş laftır tabii ki. onların asıl derdi kendileri için inşa ettikleri güvenli alana zeval gelmemesidir. çoğunlukla bu uğursuz niyetlerinin farkında da değildirler. kendilerinin en mükemmel yol üzerinde olduklarına inanmaya devam ederler.
ancak onlar bilmezler ki, kurdukları dünya örümceklerin ördüğü yuvadan daha çürüktür.



