İnsan ölüm sürecinde sekerat haline yani ölüm sarhoşluğuna düşer. sekerat halindeki kişinin üstbeyni devre dışı kalır. altbeynine ne indirdi ise artık onunla başbaşadır.
bir şeyin altbeyne inmesi için bilgi yetmez, o bilginin gereğine göre bir hayat yaşanmış olması icap eder.
ölüm sürecinde başka önemli bir hadise daha gerçekleşir. o da nefsin son derece zayıflaması durumudur. yaşarken hakikate ulaşamayan; ama şeklen de olsa dinin emir ve yasaklarına uyan kimse için işte bu noktada büyük bir fırsat ortaya çıkar. şeklen de olsa uzun yıllar boyunca namaz kılmış ve tesbihat yapmış kimselerin tüm o amelleri nefsin ve onun karanlık enerjsinin sönmesi ile altbeyni dalga dalga istila etmeye başlar ve hakimiyeti ele geçirip o kimsenin iman nuru üzere vefat etmesini sağlar.
hayatı boyunca bol bol bilgi edinmiş ama o bilginin gereğine göre uygulamalara gitmemiş kimse ise üstbeyninin devre dışı kalması ile o bilgilerden tamamen mahrum kalır. onun durumu da öncekinin tam tersidir.
sonuçta bildiklerine göre yaşamayan, yaşadığı gibi ölür.



