Devlet-i âliye, evrende el an yürürlükte olan en büyük düzeni ifade etmek için kullandığımız bir tâbirdir.
evrende işleyen düzenin elbette bir de yeryüzüne düşmüş gölgesi vardır. bu anlamda şeriat, evrende yürürlükte olan hukukun beşer alemine düşmüş gölgesidir; insanların kurduğu toplumsal düzeni sağlamak için yeryüzüne yansıtılmış hukuktur.
tüm evrende düzeni sağlayan hukukun, elbette beşer alemine düşmüş gölgesinin de aynı şekilde mükemmel olarak insanlar arasındaki düzeni ve adaleti sağlayacağını öngörebiliriz.
ancak pratikte hepimiz bu öngörünün tam tersini gözlemledik ve gözlemlemekteyiz değil mi? (güya) şeriat iddiasındaki rejimlerin dünyanın en ilkel, en geri kalmış ve zalim yönetimleri olmasını nasıl açıklayabiliriz?
veya 19. asra kadar şeriatın geçerli olduğu müslüman toplumlarının öyle veya böyle klasik islam hukukundan vazgeçmelerini ve batı hukukunu benimsemek zorunda kalmalarını neyle izah edeceğiz?
benim kanaatim odur ki, hakikat donduğunda zaman ve zemine göre farklı farklı suret ve şekilde materyalize oluyor; tıpkı suyun donduğunda bulunduğu kabın şeklini alması gibi. sıvı haldeki su hep aynıdır; ama donunca bulunduğu kabın şekline girer. hakikat de böyledir; o değişmez özdür; ancak indiği döneme, sosyolojiye, şartlara göre şekli açılımlar yapar.
o yüzden hakikatin hukuk şeklindeki tezahürü zamana, döneme ve topluma göre değişiklikler gösterecektir. bundan bin yıl önce üretilmiş olan ölçüler günümüze uymayacaktır.
hakikatin hukukunu oluşturabilmenin ise öyle her babayiğidin harcı olduğunu düşünmüyorum. o iş gerçekten çok yüksek zatların harcıdır. öyle zatlar da ancak üç beş yüzyılda bir gelirler.
tüm bu nedenlerle, biz o büyük işi ehline havale ediyor ve hakikatin yalnızca kişisel gelişim boyutu ile ilgilenmekle yetiniyoruz. siyasete asla bulaşmıyoruz. zira ehli olmadığı halde bir işe giren, kesinlikle eline yüzüne bulaştıracaktır; daha da kötüsü iktidarı ele geçirecek olsa, kifayetsizliği sebebiyle ancak zulmedecektir. o zulmün sonucunda da insanlar dinden imandan ikrah eder hale geleceklerdir.
sonuç: bulaşmayın arkadaşlar, bulaşmayın…siyasete ve toplumsal düzene ait işlere bulaşmayın… o işin sonunda mutlak zarar var…o yolun sonu bataklığa çıkıyor.



