Tevhid AnlayışıEsma-ül Hüsna ve TecellileriHamd ve ŞükürHatem'ül Enbiya (sav)İman ve İnkarKalpLa Havle SırrıMesnevi KıssalarıNefs, Benlik-EgoNurOkuyucu MesajlarıRabbŞeytanŞuur-Yüksek Şuur-Düşük Şuur

Sükunet

Bir arkadaş tefekkürlerini paylaşmış benimle. ben de sizinle paylaşayım:

“mesnevi’de papağan ve mürit hikayesini okuduktan sonra yapıp edenin hep hak olduğu iyice hissettim. bunu iyice idrak ettikten sonra “sükûnet” hali hasıl oldu bende. tüm kainat size karşı olsa ve size savaş ilan etse, zerre umursamayacağınız bir güven hissi oluşuyor; çünkü biliyorsunuz ki, tüm kainat hakkın emrindedir. kainatın tüm unsurları maske takmış, arkasında ise sadece tek zat var. eğer o tek zat var bilinir ve tanınırsa, kainat kitap gibi açılmaya başlıyor. bilinç olarak dikkat kesilip , bu noktaya uzun süre kitlenebilir ve bu noktadan okumayı başarabilirse, meleke kazanılıyor ve bu çok keyifli bir uygulama…

hak kulundan intikamını yine kul ile alır
bilmeyen ilm-i ledünnü anı kul etti sanır

bunun üzerine “rabb” ve “hakîm-hikmet sahibi” isimlerinin sisteme büyük bir kuvvet alanı gibi dahil olduğunu tasavvur ettim. ihtiyacı olana ihtiyacı olan şey geliyor. bilinci yükseltecek ve düzeltecek olan anahtar başa gelen olayların içindedir. mevlana hz’lerinin dediği gibi “soru neredeyse, cevap oraya verilir.”

bu idraktan sonra tevafuku aşağıda ki şekilde tanımladım:

“tevafuk, hakk’ın tanınma yolundaki teklik yani “la ilahe illallah” aşamasının “la kuvvete illa billah-allah’tan başka güç sahibi yoktur” kısmındaki rabb (eğitici) ve hakîm isimlerinin zuhurundan ortaya çıkan, sonsuz şükür yani “elhamdulillah” vesilesi vakalardır.”(tesadüf veya rastgele oluş diye bir şey yoktur. gördüğümüz, karşılaştığımız, başımıza gelen her şey hakkın bize bir muamelesi ve bir mesajı ve bir eğitimidir ve bu bir şükür sebebidir diyor burada arkadaşımız)

bu noktada şeytan(şeytan=şuurumuzun karanlık ve antitez yüzü), “madem her şey haktan geliyor, neden kötülük var?” diye bir soru yöneltiyor bize ve bu soru bir sonraki aşamayı zorlamanıza sebep oluyor. bu aşama biraz daha derine inilmesini gerektiriyor.

öncelikle insan mutlak yani sonsuz bilgi sahibi değildir, zamanın dışına çıkamadığı ve sonsuza erişemediği müddetçe, hadiselerin “iyilik” ve “kötülüğünü” kesin olarak belirleyemez. iki adım sonra görmediğiniz bir araba size çarpacakken, o an ayağınızın kayıp yere düştüğünüzü varsayalım. böylece arabanın size çarpmasından kurtuldunuz. burada “düşmeyi” kötü olarak tanımlayabilir misiniz?

https://www.youtube.com/watch?v=rjq4tVcWmAA&feature=youtu.be

diğer yandan, kötülük ve karanlıkta kalmışlık, iyinin ve hayrın değerini de öğretir insana.

bu noktada şeytan, “öyleyse kötülük neden yaratıldı ?” diyecektir. şimdi, lütfen attığım videoyu izleyiniz.(bu videoyu bir arkadaşımız vesilesi ile gördüm)

https://www.youtube.com/watch?v=PoJI59K5eAc&feature=youtu.be

o sahnedeki aydınlatıcı(nur) güneş ışığı iken, kainat ölçeğinde ise allah’tır; çünkü nurların nuru o’dur. o ışıtmak için başkasına muhtaç değildir ve büyük aynadan yani peygamber efendimizden yansıyan nur, diğer tüm aynalara yani kalplere(bilinçlere) yansır. bu nedenle “nur-u muhammedi” ilk yaratılandır ve hz. adem’den önce yaratılmıştır.

“attığın zaman sen atmadın, fakat allah attı.” (enfal 17)

nur aynaya yansıdığı zaman hakk tecelli etmiş demektir; ama bu, “ben hakkım” demek değildir. “insanlar, allah’ın en görünür olduğu ve en yüksek mertebede tecelli ettiği mahluklardır” demektir. elhamdülillah sırrı… mesnevi’de hz.isa’nın gözleri görmeyen, yürüyemeyen birini sürekli allah’a şükür ederken gördüğü hikayeye göz atın. işte o şükrün sebebi bu armağan, lütuf ve keremdir.

bu aynaların(kalplerin, bilinçlerin) yüzleri kirli olduğunda(varlık yani ego kiri), maalesef nuru yansıtamayacaktır veyahut yönünü ters çevirmiş ayna olunduğunda(inkâr) tamamen karanlıkta kalınacaktır. bunun sonucunda “aslında var olmayan” karanlıkta kalan ayna, “emmare bilinç” mertebesine düşecek ve sahiplik iddia etmeye başlayacaktır. bu durumda rabb(eğitici) ismi devreye girecek ve ona bir şeylerin maliki olmadığını, tek güç ve mülk sahibinin allah olduğunu idrak ettirmeye yönelik sarsıcı olaylar dizisi göndermeye başlayacaktır. işte emmare bilinçler bu olayları “kötü” olarak tanımlayacak, şeytan da araya girip “bak gördün mü, allah sana eziyet ediyor.” diyerek ateşe odun atacaktır.

oysa ki kötü dediğin olayların sana gelme sebebi, emmare nefsinin yani zifiri karanlık bilincinin ve şeytanının araya girmesi ve senin aynana nur gelmesini engellemesidir. bu sebeple kötülük veya şer gerçek bir varlık değildir; bir olmama halidir. kötülüğün tanımı ,“nura yüzünü çevirmemek, aynayı paslı bırakmaktır ve karanlıkta kalmaktır”. işte allah bu bilinci sevmemektedir; çünkü hazinesini açtığı, ruhundan üflediği insan, kendi kendine zulmetmektedir. günümüzde müslümanların düştüğü durumun sebebi de budur kanaatimce. aynalarımız pas tutmuş durumda ve nura mazhar olamıyoruz…

“sana iyilik olarak ne erişirse, allah’tandır. sana kötülük olarak ne dokunursa, o da kendi nefsindendir” (nisa 79)

işte o nura yüzünü tam olarak çevirmiş ve onu tanımış olan allah’ın veli kullarına bu yüzden korku yoktur. onlar nefslerini aynalarından kazıyıp atmış, tamamen mutlak güç sahibinin nuruyla hayat bulmuşlardır.

“bilesiniz ki, allah’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir.” (yunus 62)

bu tür zatlarda bilinç bariyerleri yoktur; çünkü onlarda hakkın nuru vardır. onlar mutlak olana yani sonsuza kavuşmuşlardır. en doğrusunu allah bilir.

isnetus 21.07.2022 08:32

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram, twitter ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu