Bu diyanet denilen uyduruk kurumun hiçbir görüşü ciddiye alınamaz. bir işin özü yanlış olunca ona bağlı teferruat da zaten her halükarda yanlışa çıkar. hasılı, bu diyanet denilen papalıktan hallice kurum ne yapsa fuzulidir çünkü kendisi baştan başa hatalar örgüsüdür.
iktidar son tahlilde kuvvete dayanır ama sadece kaba güce dayanan bir iktidarı ilelnihaye sürdürmek mümkün değildir. sürekliliği sağlamanın yolu, toplum üzerinde ideolojik hegemonya kurmaktır.
tarih boyunca, bilhassa ortaçağda, iktidarların ideolojik baskı ve hegemonya aracı hep dini kurumlar olmuştur. papazların, resmi hocaların, imamların görevi müesses nizama meşruiyet vermektir. yükselen itirazları susturmak için ilahi olanı öne sürmek ve onu kalkan olarak kullanmaktır. karşılığında ise iktidarlar bunları iyi beslerler ve güçten bir parça hisse verirler.
ne kadar acı! peygamberler ve evliyaya karşı en büyük direnişi gösteren zamane düzeninin temsilcileri zaman içinde onların öğretisini de kendilerine mâledip, iktidarlarına dayanak olarak istihdam ediyorlar…
imam-ı azam ebu hanife gibi gerçek islam alimleri canları pahasına siyasi komiser olmayı reddetmişlerdir. az bir paha karşılığı siyasi komiserlik yapan imamlara duyurulur…
not: bu adamların yaptığı sadece ayet hadis soslu bir pr(halkla ilişkiler) çalışmasıdır. yemeyin, yedirmeyin ki “din” saf kalsın…



