Ruhibadetİnsan-ı KamilOruç

İki Deniz

İnsan bedeni ve ruhu birbirini tamamlayıcı bir bütünlük ve de karşılıklı etkileşim içindedir. yani vücut ikliminde sekülarizm asla söz konusu değildir.

bedendeki bir bozukluk ruhu olumsuz etkileyeceği gibi, ruhdaki bir çarpıklık da aynen bedene yansır ve hastalık şeklinde zuhur eder.

mesela oruç, bir yönü itibariyle, bildiğiniz metabolizma arındırma işlemidir ve bedendeki aksaklıkları gidermeyi amaçlar. dindeki bir kısım gıda yasakları veya israiloğullarına hayvan iç yağının tüketiminin yasaklanması hep aynı gayeye yöneliktir.

altyapıyı(bedeni) değiştirirseniz, üstyapı(ruh) da ona paralel olarak ve zorunlu olarak değişir. üstyapıdaki/ruhtaki değişim ise altyapı(beden ve hayat tarzı) dönüşümünün kapısını açar ve o yönde motivasyon sağlar.

dolayısıyla dindeki ölçüler bazılarının zannettiği gibi ilahları memnun etmek ve gözüne girmek için vaz edilmemişlerdir. bilakis, ruh ve beden dönüşümünü sağlamak gayesiyle evrensel şuurun ışığında geliştirilmiş yüksek tekniklerdir.

o teknikleri dosdoğru şekilde uygulayan sonuçlarını mutlaka elde edecektir. böylece hem beden hem de ruh, tedricen sağlığına kavuşma yolunda mesafe katedecektir. tıpkı bir vücut geliştirmecinin antrenör tarafından belirlenen programa harfiyyen uyması durumunda, elde edeceği başarının kaçınılmaz olması gibi.

mesela, hz. peygamber namazdaki hareketlerin gereğince yapılmaması veya sol elle yemek gibi durumlara karşı oldukça sert tepki göstermiştir. bu durum, “önemli olan kalbin temizliğidir” diye düşünen(günümüz insanlarının düşünce tarzı genelde hep böyledir) kimselerin beklentilerinin tam aksinedir. ancak zan ile hakikat başka başka olgulardır. dolayısıyla, hoşgörü adı altında boşgörüye tâbî olmamalı ve kendi kof zanlarımıza uymaktan kaçınıp, peygamber ve evliyanın usullerine, öğretilerine yorumsuz riayet etmek lüzumunu idrak etmeliyiz..

diğer yandan, her ne kadar beden ile ruh arasındaki karşılıklı belirleyicilik ilkesi kesinkes geçerli olsa da, söz konusu etkileşim “mutlak” değildir. aksi takdirde yoga yaparak bedenini muazzam bir elastikiyete ve dengeye kavuşturmuş uzakdoğu mistiğinin ruhun da nurlarına kavuşması ve imana gelmesi gerekirdi.

veya ruhen aydınlanmış bir müslüman dervişin, madde, beden ve dünya planında da büyük bir başarıya imza atması gerekirdi. ama bu çoğunlukla söz konusu olmuyor.

çünkü

“iki denizi birbirine salan o’dur. biri(ruh) tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri(beden) de tuzlu ve acıdır. o ikisinin arasına bir perde ve aşılamayan bir sınır koymuştur.”(furkan53)

not: “iki deniz” metaforunun çok katlı anlamları vardır. sanırım en ileri mana, hak ile halk kategorilerinin asla birbirine indirgenemeyeceği bilgisidir. insan-ı kamil ise aradaki engel, berzahtır.

isnetus 22.12.2014 12:56 ~ 23.12.2014 15:24

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu