Din, Evrensel Düzen ve SünetullahBumerang KanunuKainat ve İnsanMesnevi Okumak ve Metodoloji

Şeyma Subaşı

Şeyma hanım!

uzun yıllar tasavvuf büyüklerinden bir şeyler öğrenmeye çalışmış biri olarak(kendi zaviyemden) benim de size söylemek istediğim bazı şeyler var.

öncelikle belirteyim ki, sizi hiçbir şekilde eleştirmek, kınamak, yargılamak gibi bir niyetim yoktur. hepimiz insanız…insan ise kuran’ın beyan ettiği üzere son derece cahil ve zalim bir yaratıktır. istisnasız hepimizin alnında bu damga mevcuttur.

bu kainat tek bütünleşik bir sistemdir ve insanın bilinç üretimini somutlaştırıp ona iade edecek şekilde programlanmıştır. bu ne demek biliyor musunuz? zerre kadar hayır yapanın hayrı, zerre kadar da kötülük yapanın kötülüğü mutlaka onun karşısına çıkacak ve “işte bu elinle kazandığındır” diyerek ona verilecektir. bazılarının sandığı gibi ötelerde değil bizzat yaşadığımız bu dünyada, ömür süremiz içinde verilecektir.

kimileri zanneder ki, zalimin zulmü yanına kâr kalır ve öylece çekip gider; çünkü o kendince bir yargılamada bulunup falanca zalimin başına ceza olarak şunlar şunlar gelmeliydi diye düşünür. halbuki hata etmektedir. evrende işleyen düzen otomatiktir ve kim neyi hak ediyorsa eksiksiz fazlasız onu verir ilgilisine. sistem mutlak adaleti sağlayacak şekilde kodlanmıştır. bizim kısıtlı nazarımız o adaleti tespit edemeyebilir belki veya ancak bazı keskin görüşlüler o adaleti fark edebilirler.

eskilerden bir zat içinden, “allah’ım ben o kadar günah işledim, cezamı vermedin” der. rüyada ona, “yanılıyorsun, günahlarına karşılık senden gözyaşı nimetini kaldırdık” diye hitap edilir. demek ki, bazen gelen cezayı bile fark edemeyebiliyormuşuz…

kusura bakmayın şeyma hanım lafı çok uzattım. kısacası demek istediğim şu: iç dünyamız nasıl ise dış dünyamız da ona göre şekilleniyor. o yüzden iç dünyamızı ıslah etmemiz gerekiyor ki, dış dünyada güzelliklerle karşılaşalım. onun da yolu bu işin ustalarını örnek almak; yani tasavvuf büyüklerini…

eğer siz de bu yolda çalışmaya başlar ve sonuç elde ederseniz elbette dış dünyanız da ona göre değişecektir. belki de sizi gerçekten sevecek biri karşınıza çıkacak ve geri kalan hayatınızda mutluluğu tadacaksınız. ancak gerçekten sevecek birini bulmak için önce gerçek sevgiye layık biri olmak gerekiyor. bu işin maalesef başka ve kolay bir yolu yok. eğer o sarp yokuşu tercih etmeyip kolay yolu seçerseniz, o zaman şu anki durumunuz itibariyle sadece sizin bedeninize ilgi gösterecek adaylar çıkacaktır. onun da sonu acı ve mahrumiyettir.

10 . biz ona iki yol gösterdik. (hayır ve şer)

11 . ancak o sarp yokuşa giremedi.(zorlu ama sonu aydınlık olan hayır yolu)

12 . sen, sarp yokuşun ne olduğunu nereden bileceksin?

13 . o, köle azat etmektir(nefsin kölesi konumuna düşmüş olan ruhu azat etmektir)

14 . ya da açlık gününde doyurmaktır(feyzsiz ve nursuz kalmış kalbi nura doyurmaktır, kalbin gıdası yalnızca nurdur)

(beled suresi)

eğer siz de bu sarp ama sonu aydınlık ve mutluluk olan yokuşa girmek isterseniz, yolculuğa mesnevi okuyarak başlayabilirsiniz. her gün aksatmadan 15 dakika okuyorsunuz. ilk başta üslup karmaşık ve anlaşılmaz gelebilir; sabırlı olun… bir kaç ay içinde kolayca anlar hale geleceksiniz.

pdf’sini aşağıdaki linkten indirebilirsiniz:

https://disk.yandex.com.tr/i/94_F2taBcuUNS

isnetus 29.06.2021 10:07

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu