Ego, birimsel varlığımızdır.
eee…ne var bunda diyeceksiniz haklı olarak.
hepimiz birbirinden ayrı ve bağımsız varlıklarız neticede. öyle değil mi?
elbette öyle. ancak bu işin sadece bir yönü. bir başka açıdan da hepimiz çok daha büyük bir sistemin dişlileri hükmündeyiz. işte bu noktayı görme yetisini yitiren bilinç, çok vahim durumlara düşüyor.
bütünden tamamen kopan veya bu görüşünü yitiren insanda emniyet kaygısı başlıyor. adeta korkunç canavarlarla dolu bir ortamda her an yenilmeyi bekleyen ürkek bir ceylan gibi hissediyor kendini.
düşünün! her an başımıza her şey gelebilir. terörist bombası patlar, cani sapık musallat olur. karşıdan karşıya geçerken araba çarpar. her an canımıza kasteden bir şeylerin olması gayet ihtimal dahilindedir. tesadüfen yaşıyoruz resmen…
sizce bu düşünce tarzı doğru mudur?
evet emmare* bilinci, evreni böyle algılamaktadır. ancak hakikat ehli bambaşka görür evreni. onlar için tesadüf diye bir şey yoktur. evren en küçük toz zerresinden, devasa galaksilere kadar sonsuz bir kudret sahibi tarafından belirli kurallara göre çekip çevrilmektedir. bizim hayatımız dahi belirli bir hikmet planında yürütülmektedir. o yüzden hakikat ehli beladan, musibetten, hırsızdan, sapıktan, caniden korkmaz; ancak hakktan korkar; çünkü:
bela gelmez hakk yazmayınca
hakk yazmaz kul azmayınca
Allah’tan korkmak demek, kişinin yaptıklarının sonuçları ile mutlaka karşılaşacağını bilmektir. zerre kadar iyilik yapan onun karşılığını mutlaka görür. zerre kadar kötülük yapan da mutlaka cezasını çeker. evren denen yazılım, bu sonucu üretecek şekilde kodlanmıştır çünkü.
kaçış yoktur. işte bu allah korkusudur. pek çok kimsenin sandığı gibi allah korkusu, ilahları kızdırma korkusu değildir. yaptıklarının karşına mutlaka çıkacağını bilmektir. birine söylediğin tek bir kötü söz bile mutlaka sana olumsuz bir olay olarak geri dönecektir. varın gerisini siz kıyas edin. ayrıca belirteyim ki, kişinin yaptığı negatiflikler yalnızca kendisini değil, yedi göbek neslini de etkiler.
peki o zaman ne yapacağız?
ilk tedbirimiz istiğfar etmek olmalıdır. daha sonra da kötülüklerden vazgeçmeye çalışmaktır. zira düzen tıkır tıkır işlediği için, kimse bizi kurtaramaz. ancak biz istiğfar ederek ve yanlışları terk ederek canımızı kendimiz kurtarabiliriz.(istiğfar= her gün 100-500 arası “estağfirullah” demektir)
sonuç: olaylardan, insanlardan, gelecekten, şundan bundan korkuyorsanız boşuna tir tir titremeyin. o tür korku sizi hasta etmekten başka bir işe yaramaz. iyisi mi siz hemen “estağfirullah” çekmeye başlayın. düzenli çekilen estağfirullah, üzerinizdeki negatiflikleri kaldıracaktır.



