Mesnevi Kıssaları

Sivrisinek 3

Sivrisineğin hz. Süleyman’a gelip, rüzgârdan şikâyet etmesi.

• bir sivrisinek bahçeden, çayırlıktan, çimenlikten uçup geldi. süleyman
peygamberden adâlet istedi.
• “ey süleyman!” dedi. “âlemi adâletle idare etmedesin, şeytanlara da,
insanlara da, cinlere, perilere de adâletle emirler vermede, adâletle işleri
yürütmedesin.

• kuş da, balık da senin adâletine sığınmışlardır. dünyada senin fazîletinin,
iyiliğinin ve kereminin arayıp bulmadığı bir kimse kalmış mıdır?
• bize karşı da adâlet göster, bizim hakkımızı da koru. çünkü biz çok zayıfız,
perişanız, ağlayıp, sızlamadayız. bağlardan, bahçelerden, gülden, gülistandan
nasîbimiz yok.
• her zayıfın zor işini sen çözer, düzene korsun. zaten sivrisinek zayıflıkta
örnek olmuş, söylenir durur.
• biz zavallılıkta, zayıflıkta kırık kanatlı olmakta tanınmışız, sen ise lutufta,
iyilikte, yoksullara yardımcı olmakla ün kazanmışsın.
• sen gücün, kuvvetin en sonuna varmışsın. biz de zayıflığın,
zavallılığın sonuna varmışız.

.• insaf et, merhamet et, bizi bu gamdan kurtar. ey eli hakk’ın eli gibi olan
süleyman! adâletini göster, bizim elimizden tut.”
• hz. süleyman dedi ki: “ey insaf isteyen, adâlet arayan! kimden şikâyet
ediyorsun? kime karşı hak arıyorsun? söyle!
• kendini büyük görerek, sana zulüm eden, yüzünü tırmalayan o zâlim
kimdir?
• şaşılacak şey, zamanımızda bütün işler tam bir adâletle yürütüldüğü halde,
seni rahatsız eden o zâlim, nasıl olmuş da hapse atılmamış, zincire vurulmamış?
4635 • çünkü zulüm, bizim doğduğumuz gün ölmüştür. zamanımızda zulüm
eden, zulmü ileri götüren kimdir?

• nûr meydana çıkınca, karanlık yok olur gider. zulmün temeli de, aslı da,
arkası, dayandığı yer de karanlıktır.

• işte bak! allâh’ın emri ile beyt-i makdis yapılırken, ustalar arasına karışan
şeytanlar, bizim için çalışmada, kazanmada, bize hizmet etmedeler. hizmetten
kaçınanları ise zincirlere bağlanmış, bukağılara vurulmuştur.(sad sûresi’nin 36-38. âyetlerine işaret edilmektedir.)

• zâlimler şeytanların teşvîki ile, kışkırtması ile zulüm ederler. onların
zulümlerinin temelinde şeytan vardır. şeytanlar ise bağlı, onlar bu durumda nasıl olur
da zulümde, kötülükte bulunabilirler?

• allâh bize devleti, kuvveti, gücü; halk bunalıp da göklere el açmasınlar,
yalvarmasınlar, ağlamasınlar diye verdi.
• zulüm görenlerin, ağlayanların ahinin göklere yükselmemesi,
gökyüzünün, süha yıldızının muzdarip olmaması,
• yetimlerin iniltilerinden, feryadlarından arşın titrememesi ve hiç kimsenin
zulüm hastası olmaması, gönlünün incinmemesi için, allâh bize dünya pâdişahlığı
verdi.

• göklere bir tek ‘yâ rabbi!’ sesi çıkmasın diye, dünya ülkelerinde fazîleti,
vicdanı, adâleti esas tuttuk.
• ey zulüm gören, canı yanan zavallı! gökyüzüne bakma; bu zamanda senin
yeryüzünde, bu fânî dünyada semavî bir hükümdarın vardır.”

• sivrisinek dedi ki: “benim şikâyetim ve adâlet isteyişim rüzgârdandır. o iki
elini de zulüm etmek için bize karşı açtı
• onun zulmünden dardayız, perişan bir haldeyiz. ağzımız kapalı, yüreğimiz kan ağlıyor.”

• süleyman dedi ki: “ey güzel sesli varlık, allâh’ın emrini candan, gönülden
dinlemek gerek.
• allâh bana; ‘ey adâlet sâhibi, hasmın, yâni şikâyet edenin sözünü, öteki
hasım, yâni şikâyet edilen olmadıkça dinleme!’ diye emretmiştir.
• iki hasım, yâni dâvâcı ile dâvâlı, hakimin huzûruna gelmeyince, hak ve
hakîkat ortaya çıkmaz.

• dâvâcı yalnız başına gelse, yüzlerce feryad etse, sakın ha, sakın onun
düşmanını da dinlemeden sözünü kabul etme.’
• ben allâh’ın emrinden yüz çevirmem. sen git, düşmanını da al, benim
karşıma getir.”

• sivrisinek; “sözün doğru, delîlin tam yerinde; benim düşmanım olan rüzgâr
da senin hükmün, buyruğun altındadır.”
• hz. süleyman; “ey seher rüzgârı!” diye seslendi. “sivrisinek senin
zulmünden şikâyetçidir. hemen buraya gel.
• haydi hasmının karşısına geç de söyle, ona cevap ver. dâvâsını reddet.”
• rüzgâr hz. süleyman’ın emrini düyunca, hızlı hızlı eserek geldi, sivrisinek
de hemen kaçmaya davrandı.

• süleyman; “hey sivrisinek! nereye gidiyorsun?” dedi. “dur da ikiniz
hakkında buyruk yürüteyim, hüküm vereyim.”
• sivrisinek; “ey pâdişahım!” dedi. “ölümüm zaten onun yüzünden, bu
günümün böyle karanlık olması onun esintisindendir.
• o gelince ben nasıl durabilirim? o benim kökümü kazır, beni yok eder
gider.”

• işte hakk’ın dergâhını arayan ve ona yakın olmak isteyen de böyledir. allâh tecellî eyleyince, arayan yok olur.

• nûr arayan gölgeler, nûr zuhur edince yok olurlar.

• âşık başını verince, akıl kalır mı? her şey helak olur, gider, ancak onun
hakîkati; zâtı kalır.

(mesnevi’den)

isnetus 27.01.2019 13:11

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu