İman ve İnkarAkıl- ÜstbeyinAllah'ı Bilmek (Marifetullah)BilimDin, Evrensel Düzen ve SünetullahEsma-ül Hüsna ve Tecellileriİlim-İrfanKainat ve İnsanKalp - AltbeyinMesnevi KıssalarıNurSpritüalizmŞuur-Yüksek Şuur-Düşük ŞuurTasavvuf (Seyr-i Süluk)Titreşim FrekansıZikir (Titreşim Frekansı)

Niçin İmansız Olmaz

İnsan, evreni beyniyle algılar ve değerlendirir.

üstbeynin faaliyeti ile bilgi denilen verileri elde eder. “bilim-science” dediğimiz olgu ise bilgi edinmede bir yöntemdir veya bilgi edinmenin sistematik ve metodolojik bir yoludur.

altbeynin(sürüngen ve memeli beynin) çalışma yöntemi tamamen farklıdır. o gelişmişliği ölçüsünde evrendeki yapıları enerjetik olarak algılar. kendisinin ürettiği elektromanyetik alanın titreşim frekansının yüksekliği ölçüsünde evrene nüfuz kabiliyeti olur.

en uzak yıldızlardan, galaksilerden bile anlık olarak bilgi indirebilir. veribağı çift yönlüdür. evrenden etki aldığı gibi evreni etkileyebilir de…keramet veya mucizelerin mekanizması işte budur. yeterince yüksek altbeyin titreşimine sahip olan şahıs, gücüyle orantılı olarak madde üzerinde istediği gibi tasarruf edebilir. evrenin kanunları buna izin vermektedir.

“kişi evreni bildikçe kendini bilir. kendini bildikçe de tanrıyı bilir”

evet insan bilse de bilmese de aslında tüm faaliyeti ile tanrıyı aramaktadır. ancak bu yolda bin bir türlü tuzaklar gizlidir. bilincin bir noktada takılıp kalması çok kolaydır.

mesela üstbeynimizle(aklımızla) evreni inceliyoruz, tanrıya yol almaya çalışıyoruz. evren ilahi isimlerin yansımalarından oluşur. dolayısıyla bir takım sırları keşfettikçe pek çok kanun, ilim ve sonucunda teknoloji elde ediyoruz. bu elde ettiklerimize hayran olup kalırsak, aklımızı putlaştırmış oluruz. böylece bilinç o noktada takılıp kalır ve ötesine geçemez.

altbeynin algı skalası üstbeyin ile kıyaslanamayacak kadar geniştir. bu nedenle altbeynini geliştirmiş olanlar asla bilimperestler gibi daha ilk basamakta takılıp kalmazlar. bilimperestler gibi tanrının, meleklerin, şeytanın, ahiretin varlığını sorgulamazlar; çünkü bunların evrenin gerçekleri olduğunu gayet iyi bilirler. altbeyinleri ile yani kalpleri ile bunların hepsini ve daha pek çok şeyi algılamışlardır.

altbeyni geliştirme noktasında sufiler o kadar ileri gitmişlerdir ki, “allah” esması dahil tüm esmaların nurlarını görür hale gelmişlerdir.

ancak bunların hiçbiri yine de imanın hakikati değildir(aladdin’in sihirli lambasını almak için mağaraya girdik, göz alıcı mücevherata aldanmadan devam etmemiz gerekmektedir).

bilgisine ve delillere istinaden allah’a inanan kimse, aslında inanmış değildir. o gerçekte kendi ürettiğine(bilgisel put) iman etmiştir. bu yolda süluk edersen, filozofların bataklığına ulaşırsın.

altbeyninin gördüklerine(durugörü, keşif, şuhud) istinaden inanmış olan kimse dahi(bunlar her ne kadar çok yüksek olsa da) imanın hakikatine ulaşmış değildir. bu yolda devam edersen spiritüalistlerin uçsuz bucaksız çölüne ulaşırsın.

hiçbir olguya istinat etmeden, bunları öne almadan, araya koymadan, tüm bilgilerden, tüm algılardan, tüm keşiflerden, tüm şuhudlardan ârî olarak, allah’a ve resulüne mutlak olarak inanırsan(kocakarı imanı) işte o zaman gerçekten iman etmiş olursun. ancak bunun kolay olacağını sanma. burası bilincin ulaştığı gayet yüksek bir mertebedir. eski devirlerde ise onca yolu süluk etmeden kocakarılar bile bu seviyeye gelebiliyormuş.

bilincimizi tüm kayıtlardan kurtardık ve böyle bir imana ulaştık diyelim, ondan sonra ne yapacağız?

işte böyle bir iman mesnevi’nin deyimiyle pergelin sivri ucunu saplamaktır. artık pergelin diğer ucuyla yani beynimizle(alt beyin ve üst beyin ile) alemi devredeceğiz. ondan sonra evrenin çözdüğümüz her sırrı kâr hanemize yazılacaktır. ne kadar çok sırra ulaşırsak o kadar gelişeceğiz. ancak tüm bu kazanımlar bilimperestlerde olduğu gibi başımıza çorap örmeyecek; çünkü biz en baştaki imanımız sebebiyle bilincimizi hiçbir şeyle kayıt altına almamayı başarabiliyoruz.

isnetus 22.02.2025 19:33

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu