Fakirler Rahat Yaşayacak Diye Sosyal Devlet Olmak
Barış ve huzur içinde yaşayan bir toplum olmak için zorunludur.
ekonomik krizlerin sebeplerinden biri de yetersiz taleptir. hatta koskoca marksizm külliyatı kapitalist toplumun çöküşünü bu olgu üzerine kurgulamıştır.
süreç şu şekilde gelişiyor:
para parayı çekiyor. sermayenin böyle bir eğilimi var. zaman içinde zengin daha zengin, fakir de daha fakir oluyor. geniş halk kitleleri fakirleştikçe alım güçleri azalıyor ve bir müddet sonra üretilen mal satılamaz hale geliyor. mal satılamayınca işletmeler zarar ediyor. kapanıyorlar veya işçi çıkarıp küçülüyorlar. bu durum tüketimi daha da düşürüyor. sonuçta bir kısır döngü ekonominin topyekün çöküşüyle sonuçlanıyor.
o bizim zengin sınıf da sap gibi kalıyor.
işler sadece böyle kalsa gene iyi.
halkın sefaletini politik bir argümana dönüştüren sol akım gittikçe güç kazanıyor. varoşlar militanlaşıyor. sermaye sahiplerini sömürücü asalak olarak görüyorlar ve can düşmanı belliyorlar.
ülke ihtilal ortamına sürükleniyor. can ve mal güvenliği kalmıyor. hele bir de sosyalist devrim olursa çok sayın zenginimiz kendini bir duvarın önünde buluyor. halk mahkemesince yargılanmış, uluslararası sermayenin fahişesi ve parazit olmaktan suçlu bulunup, kurşuna dizilmek üzere.
veya sol hareketi bastırmak için bir tepki hareketi olarak faşizm ve nazizm türevi bir cereyan ortaya çıkıyor. son derece müfrit olan bu akımlar öyle veya böyle korkunç katliamlara, acılara yol açıyorlar.
ey kapitalist!
işte bütün bu gürültü patırtının sebebi senin para hırsın. senin o yahudi tıynetin ülkeyi kan ve ateşe salıyor. halbuki çözüm çok basit.
islam’ın öngördüğü gibi her yıl servetinin kırkta birini fakir fukaraya transfer edeceksin. derdin tasan kalmayacak.
hırsın sonu hasarettir. hep öyle olmuştur.
para ve güç hırsından mustarip marcus crassus’un başına neler geldi biliyor musun?
boğazına erimiş altın dökülerek öldürüldü.
aklını başına devşirmezsen, senin de bir tarafına erimiş altın dökerler.



