
Hakikat ehli her şeyin sahibi olduğu gibi ekonomi ve üretimin dahi sahibidir desek yeridir.
aşama aşama izah edelim:
her milletin kendine özgü bir şahsiyeti, kimliği, tüzel kişiliği, kolektif bilinci, kısa ve öz olarak ifade edecek olursak bir “nefsi” vardır. bu nefsi farazi ve hayali bir varlık olarak düşünmeyelim. bilakis onun spiritüel boyutta bir tür enerji alanı veya elektromanyetik alan olarak vücudu vardır.
bu enerji alanı mensuplarının tamamına sirayet eder ve onları kaplar. onları ortak bir bilinç alanında ve genel davranış kalıbında tutar.
her milletin gelişmişlik derecesi son tahlilde, o milletin kolektif bilincinin veya nefsinin mertebesine veya titreşim/salınım/zikir frekansına endekslidir. iki millet arasındaki gelişmişlik farkı en özde tamamen bu olguya bağlıdır.
nefs ne kadar yüksek frekansa sahipse, o kadar yüksek bilince sahiptir. o yüksek bilinç zaman içinde teknoloji ve yüksek organizasyonel yetenek ve yüksek ahlak ve karakter olarak kendini madde planına indirger ve diğer millet veya toplumlara galebe çalmayı ve üstün gelmeyi sağlar. aynı şekilde düşük seviyeli kolektif bilinç de mensuplarını düşük seviyede manyetize eder. onları düşük bilinçli, düşük ahlaklı, düşük seviyeli, disiplinsiz kitleler olarak programlar.
toplum bilinci veya kolektif bilinç veya nefs tarih içindeki seyrinde evrile kıvrıla yol alır. elbette bu ilerleyiş her bilinç türü için geçerli olduğu gibi diyalektik karakterdedir. her ne kadar tarihin akışı esnasında kolektif bilincin karşı karşıya kaldığı olaylar onu biçimlendiriyor ve geliştiriyor gibi görünse de, gerçekte bu sadece ondaki mevcut potansiyelin açığa çıkmasını sağlar; ama potansiyele yeni özellik ilave etmez veya niteliksel sıçrama yaptırmaz.
kolektif bilince niteliksel sıçrama yaptıranlar hakikat ehlinin en yükseği olan zatlardır. onlar önce kendi nefsleriyle çok yüksek frekanslara tırmanırlar, sonra da kolektif bilincin vücudu olan manyetik alana aşılama yaparak onu başka bir mertebeye veya frekans değerine sıçratırlar.
böylece hiç görünmeden mensubu oldukları topluma muazzam bir katkı sunmuş olurlar. artık kolektif bilinçteki o sıçrama zaman içinde materyalize olacak ve toplumu her açıdan daha yüksek seviyelere çekecektir. buna ekonomik gelişme de dahildir. zira her şeyi organize eden gizli el, görünmeyen el işte o enerji alanıdır. frekansı ne kadar yüksek değerde olursa, işleri o kadar iyi organize eder, her iş yolunda gitmeye başlar.
işte bu nedenle hakikat ehli medeniyetin de, zenginliğin de, refahın da, barışın da, mutluluğun da kaynağı, müsebbibi ve sahibidir.
fakirlik, fitne, fücur, kargaşa, zulüm, kan, gözyaşı ve sair tüm menfilikler ise hakikat ehlinin yolundan ayrılmaktan kaynaklanır.
ve son olarak da belirtelim ki, burada anlatılanların tamamı kişisel planda ve ölçekte dahi aynıyla geçerlidir.



