İman ve İnkarDünya ve AhiretGüzel Ahlak vs Kötü AhlakKalp - AltbeyinNefs, Benlik-EgoSavaşTitreşim FrekansıToplumsal DüzenZikir (Titreşim Frekansı)

Ahirete İnanmayan İnsandan Her Kötülük Beklenir 2

İnsan tabiatın en vahşi canlısıdır. bu nedenle kesinlikle kötü ve son derece şerli bir yaratıktır.

tabiatın diğer canlıları insanın yanında çok masum kalırlar; çünkü onların zekaları da istidatları da çok düşüktür.

ancak insan bu kadar şerli bir yaratık olmasına rağmen yine de ölçü ve endazeyi koruyarak toplumsal barışı büyük ölçüde sağlamayı başarabilmektedir?

nasıl?

bu sorunun cevabı elbette “devlet sayesinde”dir.

bizler genelde hep “devlet” adlı yapının pozitif anlamlı olduğunu düşünecek şekilde şartlandırılmışızdır. oysa gerçekte devlet, “dark side- karanlık alem”den transfer edilmiş korkunç ve dev bir canavardır. transfer edilme amacı da insan denen minik canavarları o dev canavarla korkutarak hizada kalmalarını sağlamaktır. eğer devlet denen o dev bir şekilde etkisiz hale gelirse, işte o zaman görürsünüz siz insanların gerçek yüzlerini.

eğer insan şerli bir yaratık olmasaydı, devlet adlı ordusu ve polisi olan oluşuma gerek kalmaz, suç işlenmez, savaş ve çatışmalar çıkmazdı. toplumlar koordinasyonu sağlamak için basit ve otoriter olmayan organizasyonlar ile yetinirlerdi.

kısacası genel bir hüküm olarak şu ölçüyü verebiliyoruz: işin özünde insanın suç işlemesini ve kötülük yapmasını engelleyen, sahip olduğu bir takım inançlar, kabullenimler değildir; devlet adlı canavarın gazabına uğrama korkusudur. bu korku ile düzen sağlanır ve zaman içinde herkes haddini aşmayacak şekilde hareket etmeyi öğrenir… korku işin sırrıdır…

ancak insanın şeklen düzgün ve ölçülü davranmayı öğrenmesi, onun ıslah olduğu anlamına gelmemektedir. bu durum sadece insan denen canlının hayatta kalabilmek için sahip olduğu çevreye uyum yeteneği ile ilgilidir. artık ondaki şer, şartlar izin vermediği için bütünüyle açığa çıkamamakta ve potansiyele hapsolmaktadır.

şer potansiyelini kendinde bulundururken, sırf korku yüzünden ölçülü ve medeni davranan insana “iyi” yaftası yapıştırmak elbette mümkün olmayacaktır.

şimdi asıl meselemize geldik…

peki insandaki o kötülük ve şer potansiyelini yok etmek ve onu tamamen barışçıl bir canlıya dönüştürmek mümkün müdür?

evet mümkündür ve bu olay tümüyle insanın altbeynini(nefsini) geliştirmesi ile ilgilidir. insan altbeyin titreşim frekansını yükselterek önce hayvan basamaklarını aşmakta ve en sonunda altbeyniyle de insan haline gelebilmektedir. normalde sıradan bir insanın altbeyni tabiatın hayvanlarından biridir. mesela günümüzde insanların büyük çoğunluğunun altbeyni köpek ve domuz seviyesinde karar kılmış durumdadır ve altbeyin olarak o hayvanların algı ve davranış özelliklerini göstermektedirler.

tabiat yani hayvan seviyesi altbeyin bilincinin ise maneviyatla herhangi bir ilişkisi yoktur; olması da mümkün değildir. zira hayvan seviyesi altbeyin bilinci çok düşük titreşim frekansında bulunduğu için evreni gerçek vechesiyle algılayamaz. evrenin bir ve mutlak kudret sahibi bir zatın açılım alanı olduğunu göremez. mekanik sebep sonuç ilişkilerine sıkışır kalır.

işte bu noktada da imanın aslında ne olup olmadığı ortaya çıkmaktadır. iman, zannedilenin aksine bir takım prensipleri papağan gibi şakımak ve kabul etmek demek değildir. bu seviyedeki iman, şekilden ve taklitten öteye gitmez. mesela ahirete iman etmenin hakikati, “ahirete inanıyorum ve ölümden sonra başka bir hayatın var olduğunu kabul ediyorum” demek olmayıp, altbeynin titreşim frekansını zikir ile yükselterek, ahireti ve diğer iman ilkelerini apaçık görebilir veya algılayabilir hale gelmektir.

işte bu hale ulaşabilenler görüntüde değil ama gerçekten iman etmiş olurlar ve altbeyin veya iç alemlerinde dahi insanlaşırlar. içlerindeki tüm potansiyel şer yok olur. artık herkes onların elinden ve dilinden emindir. onlar üstün ahlaka sahiptir. ne insanlara ne de sair mahlukata zarar vermeleri düşünülemez.

sonuç: imanın hakikati körü körüne inanmak olmayıp, algılamaktır. algı itibariyle evrenin gerçeklerine ne kadar nüfuz edebilirsek, imanımızın mertebesi de odur.

isnetus 17.11.2023 09:23 ~ 09:54

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu