
İnsanların Paraya Tapması
Allah’ı tek ilah olarak tanımazsak, sayısız ilaha tapmaya mecbur kalırız. kesinlikle başka hiçbir çaremiz kalmaz.
allah’ı tek ilah olarak kabul etmemiş kimsenin paraya düşkün olmadığını iddia etmesi ve güya para düşkünlerini kınaması büyük bir yanılgıdır. o kişi hayatın sillesini yeterince yemediği için o tür bir zan içinde kalmıştır. hayat onu biraz daha örselesin(nasip meselesi), o zaman kaçınılmaz olarak “meğerse para her şeymiş” diyecektir. potansiyelde olan açığa çıkmış olacaktır.
peki allah’ı tek ilah olarak tanımak nedir?
beni zillete düşüren parasızlık değildir. parasız bırakarak veya herhangi bir yolla beni zillete düşüren, hor ve hakir kılan ancak “müzill-zelil edici” olan allah’tır.
bana izzet ve saygınlık kazandıran da para değildir. bana para, zenginlik veya herhangi bir yolla izzet ve saygınlık veren ancak “muizz-izzet verici” olan allah’tır.
o halde nedensellik perdesini bir anda aşıp allah’ı görebilirim.
“ey allah’ım beni zelil edebilecek olan da sensin, tüm korkularımdan emin edebilecek olan da sensin, beni aziz kılabilecek olan da sensin. herkesin, her şeyin dizginleri senin elindedir. bu nedenle ancak senden dilerim, ancak senden isterim, ancak sana sığınırım. sen dilersen herhangi bir sebeple veya sebepsiz olarak dahi bana ihsan edebilirsin veya mahrum bırakabilirsin. bunu bildim”.
allah’ı göremeyen zorunlu olarak paraya tapmak zorunda kalır. hatta ayrıca pek çok başka ilaha tapmak zorunda kalır ve diliyle ne derse desin, realitede politeistik(çok tanrılı) bir hayat sürer.
allah’ı tek ilah olarak bilmediği halde zenginliğe, şöhrete, saygınlığa ulaşan kimseler de vardır malumunuz. onlara da veren elbette yine allah’tır. ancak o vergi, mekr-i ilahi yolundan gelmiştir. yani o kişiye, “madem allah’tan gaflet etmekte ısrar ediyorsun ve para için her şeyini feda etmeye hazırsın, o halde al da ecelin gelinceye dek oyalan o bataklığında” denmiştir.



