Hayat kozmik bir okuldur. bu hayatta acı tatlı karşı karşıya geldiğimiz her hadise, bizlere birer derstir. hayatta tesadüfe yer yoktur, olayların tümü hakîm(hikmet sahibi) olan zatın bizlere kendini göstermesidir.
o hakîm zat bizden ne istiyor?
kendini bilmemizi ve onu tanımamızı diliyor elbet. nefs ile şeytan ise bütün gücüyle bizleri aksi istikamete sevk etmek için zorluk çıkarıyor. önemli değil, zira o zorluklar olmasa gelişim ve ilerleme mümkün olmazdı.
evet hayatın gayesi marifetullahtır(allah’ı bilme ve tanıma) ki onun zirvesini Hz. Ebubekir şöyle tarif etmiştir ” anlamak, anlayamayacağını anlamaktır” “idrak, idraktan yana aczdir”
marifetullah’ın özü iman-ı billahtır(iman mertebelerinde terakki) ki, hikmetin babası Hz. Ali ” perde açılsaydı imanım artmazdı” diyebilmiştir.
imanın özü ise muhabbetullahtır(allah’ı sevmek). görüldüğü gibi sevgi/muhabbet özün özüdür.
bilmeden, tanımadan, teslim olmadan muhabbet olmuyor demek ki…



