
Koskoca Tanrının İşi Mi Yok Da Bizle Uğraşıyor
Bir arkadaş şöyle bir soru göndermiş:
hadis-i şerif şöyle:
“kulunun tövbe etmesinden dolayı allah teâlâ’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır.” (buhârî, daavât 4; müslim, tevbe 1, 7, 8)
sorum çok basit:
neden?
yani allah her şeye kâdir. beni helâk edip yerime günah işlemeyen, ibadet eden versiyonumu da yaratmaya da kâdir. aynı salise içinde milyonlarca ibadet eden versiyonumdan yaratabilir, ama meseleyi benim özgür irademe bırakıyor, üstelik ben kendim bunu yaparsam da, rivayetlerde anlatıldığı kadar hoşnut oluyor razı oluyor..neden ki?
cevap:
bu hüküm insana nispetledir, yani olayın insanın bakış açısından görünümüdür.
misal: güneşe tutulmuş bir ayna çok kirli olsa ve güneşi yansıtamasa, ancak daha sonra ayna kendindeki o kirden kurtulmanın bir yolunu bulup parlak bir aynaya dönüşse…neticede de güneş gelip o aynaya otursa, yani aynaya bir suretini bıraksa, aynada tecelli etse…
o zaman ayna aydınlanmış, şenlenmiş olur. aynadaki güneşin sureti, kemaline ulaşmış olur. kemal tüm müspet sıfatları kapsar: sevinç, memnuniyet, huzur, mutluluk, aydınlık vs…
işin özgür irade kısmı ise diyalektiğin işleyebilmesi içindir. negatif kutup olmasa ve insan negatif kutba düşmese, bazı idrakları elde edebilmesi imkansıza yakın olurdu; hatta imkansız olurdu. cennetin var olabilmesi için cehennem şarttır. mahrumiyet çekmeyen, nimetin de değerini bilmez. bilmesi mümkün değildir.
peki tüm bu olaylardan gökteki hakiki güneşin ne hazzı vardır?
koca bir hiç…
gökteki güneş insan havsalasının ötesinde bir büyüklükle kendi yalnızlığındadır.
allah da tenzihiyeti itibariyle öyledir.



